Yok Böyle Bir Kasaba

Eh işte yine bir iş bitiminde geldik evimizede yazalım bir kaç olayı günleri aklımıza getirerek 🙂 Öncelikle ben yazmayalı 2 hafta olduğu için neler yaptığımı tam olarak hatırlamayabilirim.

İki hafta önceye kaçalım önce. Alaşehir’in güzide ve bir o kadar da ters bir kasabasından bahsedelim az biraz günlüğümüzde. Orası “Yeşilyurt”. Sanki ayrı bir memleket. İki hafta önce cumartesi günü bu kasabaya kamera çekimi için gittim gündüzden. Herneyse gündüzleri yemekli mevlüt olayları falan girmeyelim o kadar detaya da iş bu sırada yoğun olmuyor. Akşam eğlence olacak her düğün dernekte olduğu gibi lakin bu kasabada adetlerde ters 🙂 Eğlence yatsı ezanından sonra başlıyor ve gece 2-3 bu saate kadar devam ediyor. Tabi kameracı olarak da işimiz burda zorlaşıyor. Birde takı törenide uzun sürüyor bu nacizane kasabada. 45 dk sandalye üzerinde kameranın üzerinde kendi tepe lambam ile çekim yapmak ve fazla kıpırdamamak bel ağrıtıyor. Kendi tepe lambam diyorum çünkü bunun bataryası kendisinde monteli olduğu için ağırlık artıyor. İşte tepe lambamda şu 🙂

Her neyse o kasabada işimiz o gece 2,5 sularında bitti ve eve gelişim saat 4 ü buldu. Zaten bu işte piyanist kendi abim olmadığı için pek de keyifli bir eğlence olmadı kendi açımdan.

Tabi ondan iki gün öncede dükkanda hoparlör tamiri ile uğraşırken spiral makinesinden sıçrayan bir parça gözüme çarpmıştı ve ben önemsememiştim ki bu kasabadaki eğlencenin olduğu gece gözüm ağrımaya başladı. Eve gelir gelmez acile gittim ve bir damla yazdılar bana. Aksilik bir de sağlık karnesinin süresi dolmuş neyse senet falan imzaladık. Damla gece nöbetçi eczanede yokmuş sabahı beklicez deyip yattım.

Sabah bir kalktım ki sol gözüm açılmıyor şişmiş. O gün yine gündüzden kamera çekimi var ama ben o gözle çekim mi yaparım. Abimlere falan gittim bir kaç küçük iş hallettim sonra doğru başka nöbetçi eczaneye gidip ilacı aldım. Damla Allah’tan iyi geldi gözümüzün şişliği hafif geçti. Akşam abimlerin eğlence yaptığı yere gittim iki hoparlörde sorun çıkmış onları yapalım gece yarısı eğlenceden sonra dedik. Zaten eğlence bitti abim program yaptığı gazinoya gitti falan 🙂 Bizde dururmuyuz haporlörler dursun biz gazinoya gidelim dedik. Gittik bir güzel kafaları çektik 🙂 Sabah 5 gibi eve geldim birde o kafayla kamera kayıtları yaptım..

Neyse Pazartesi günü erkenden kaldırdı babam yine gece Antalyaya gideceğimiz için. SGK ya gidip sağlık karnesinin süresini uzatayım dedim bindim arabaya. Vardık SGK’da görevli devlet memuru yerinde yok neymiş misafiri gelmiş falan filan. Stajyer bir kız çocuğu koymuşlar. Ona sordum tek öğrenci belgesi yeterli mi diye yeterli dedi. İyi tamam eve geldik öğrenci belgemizin çıktısını aldım bastım geri SGK ya. Ne güzelde bir cd doldurmuştum kendime dinlemek için. Yolda aracın cd çalar bozuldu sinirlenmeye başladım anladım bir kıllık olacak. Vardım SGK’ya öğrenci belgesinde imza mühür olcakmış. Dedimki ya Manisa merkezde daha önce günü birlik istiyordunuz belgeyi imza mühür olmadan işimi hallediyorlardı Alaşehir’e ayrı bir statümü koydu bu devlet dedim. Müdüre götürdüler beni 😀 Adamın tip kendini hemen ele veriyor cemaatçi tipi.

Neyse müdür bey böyle böyle Manisa merkezde sorun olmuyordu şimdi böyle diyorlar falan dedim. Ben nerden bilcem senin sahte belge getirmediğini demezmi adam. Dedim öğrenci kimliğimi göstereyim. Aldı eline baktı baktı bandrol eksik dedi. Bende dedimki bizim üniversitede öyle bir zorlama yok. Ben iki yıldır yapıştırmıyorum bandrol. Geçerli değil. Dedim napcam hastanede senedim bekliyor. Bu imza mühür için Antalyaya mı gideyim. Ya işte arayın belge geçer ile yollasınlar falan. Hee bende arıcam fakülteyi o uyuz memurdan öğrenci belgesi isticem öyle mi? Bırakın kalsın lanet olsun diye çıktım ordan birde yağmur başladı. Eve geldim toparlandım falan hazırlıklar tamamlandı artık Antalyaya yolculuk başladı.

Antalya’da ilk gün evin işlerini hallettik akşamada belki facebook üzerinden beni takip edenler bilir Gülşen ablam var 🙂 Onlarla görüştük su gösterisinin falan videosunu çektik. Gece geldik güya kafaları çekicektik de arkadaşlar yorgunluktan erkenden uyudu 😀 Bende tek başıma içmek istemedim öyle ev arkadaşımla muhabbet sohbet sabahı ettim. Güya sabah erkenden denize gitcektik 😀

Neyseki biz öğle sıcağında denize gittik falan iki gün böyle deniz macerasıyla geçti Alaşehir’e geldik geri 🙂 Cuma günü başlayan iş yoğunluğumda ilk günümde Alaşehir merkezinde bir nişanda kamera çektim ki basit işti 🙂

Ve asıl C.tesi gününe gelince iş yine yazımın başındaki kasabadaydı 🙂 Biz varlı vakitli gittik. Düğün sahibi amcaya soruyoruz amca kına gecesi nerde olcak. Şurda yapıyor herkes ya bizde burda yapalım. Tamam amca dedik ama millet çıktı geldi işte şu iki ev yanımızda geçen hafta cenaze varmış, sağ tarafımızdaki evdeki dayının teki gece eğlenceler geç bittiği için rahatsız oluyormuş. Düğün sahibi amcamız sağolsun şu ara caddeye kurun tesisatınızı dedi. Kurduk erkenden ki ne kurma. Komşular elektrik vermez, aydınlatma kurmak için komşular balkonlarına ip bağlatmaz. 100 Metre uzatma kablomuz vardı biz tamamını kullanarak yolun ana yolun karşısındaki bir evden elektrik aldık. Neyse cihazı kurduk falan ışıkları ayarladık. Strobe lamba, lazer ışıkları monte edildi. Saat 22:20 oldu ve gelin kızın anası geldi meydan dört yolun ağzı olcak işte orkestracı sen olduğun yerde çal millet burda karanlıkta oynasın falan. Olmaz teyze dediysekte dinletemedik kadın kendi başına sandalyeleri taşıdı karanlığa 😀 Bizde oturduk sinirle açtık bira içtik :))) O arada erkek tarafı geldi ve abimden çıkan anons süperdi. “Efendim isteyen karanlıkta otursun oynasın, ancak eğlencemiz orkestranın önünde ve ışıkların altında olacak” dediği anda millet böyle yangından mal kaçırır gibi sandalyesiyle birlikte orkestranın olduğu yere hücum etti.

Neyse günlükcan bu kasabada daha işler bitmedi ama benim ellerim ağrıdı :)) Kalanını gündüz yazarım :))
Yeşilyurt bir eğlencede sorunsuz geçsin :)))

3 Yorum

Yorum Yaz:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir