Şemistan Elizamanlı – Tanrı Türk’e Yar Olsun

Şarkıda geçen Tanrı kelimesinin yerine yok Allah kelimesi kullanılsın diyorsanız şimdiden bu sayfayı terk edin. Çünkü Allah’ı anmak için ona “Yaratan, İlah, Yaratıcı, Tanrı vb. kelimeler kullanılmaktadır. Bu parçayı beğendiğim için 2013 senesinde bloğumda yer verdim ve kimseyle uğraşamam!

Tanrı Türk’e Yar Olsun
Turan Eller Var Olsun!

Ben özümle bağdaştım
Atlanıp dağlar aştım
Bir kurtla karşılaştım
Dedi uğurlar olsun
Tanrı Türk’e yar olsun

Yar oldu yollar bana
Söyledi diller bana
Turan eller var olsun
Düşmanlar kahrolsun
Tanrı Türk’e yar olsun

Turan Eller Var Olsun
Tanrı Türk’e Yar Olsun

Ben kurtlarla ulaştım
Altayları dolaştım
Şamanımla bağlaştım
Dedi uğurlar olsun
Tanrı Türk’e yar olsun

DEDİ UĞURLAR OLSUN
TANRI TÜRK’E YAR OLSUN

Yar oldu yollar bana
Söyledi diller bana
Turan eller var olsun
Düşmanlar kahrolsun

TURAN ELLER VAR OLSUN
TANRI TÜRK’E YAR OLSUN

Dolaştıkça Turan’ı
Andım Bilge Kağan’ı
Gördüm Fatih Sultan’ı
Dedi uğıurlar olsun
Tanrı Türk’e yar olsun

DEDİ UĞURLAR OLSUN
TANRI TÜRK’E YAR OLSUN

Yar oldu yollar bana
Söyledi diller bana
Turan eller var olsun
Düşmanlar kahrolsun
Tanrı Türk’e yar olsun

TURAN ELLER VAR OLSUN
TANRI TÜRK’E YAR OLSUN
TURAN ELLER VAR OLSUN
TANRI TÜRK’E YAR OLSUN
TURAN ELLER VAR OLSUN
TANRI TÜRK’E YAR OLSUN

Şair: Nizami Paşa Saraçlı

Mustafa Aksoy – Geçilmez Çanakkale

2 sene önce Antalya Türk Ocaklarının düzenlemiş olduğu Çanakkale konulu seminerde tanımıştım Mustafa Bey’i. Bu şiiri 15 sene gibi bir sürede yazdığını belirtti. Çok dokunaklı bir şiir, insanın tüylerini ürpertiyor mısralarında.

Geçilmez Çanakkale

Gelibolu dediğim Anadolu kapısı
Seddülbahir mutlaka İstanbul’un tapusu
Tepelerle Marmara benziyor bir pergele
“Ya Allah, Ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, düğün diye cepheye gelen benim,
Kartal kanatlarımla göğe yükselen benim…

Öksüzler çeşmesinden alıp ta abdestini
Şu mübârek toprakta namazın kılan benim.
Kopsa da kıyametler, olsa da bin zelzele…
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, süngü süngü düşmana dalan benim,
Şu mübârek siperde namazın kılan benim…

“Aynalı bir çarşı var Çanakkale içinde”
Eşi, benzeri yoktur, Hint’te, Yemen’de, Çin’de…
Ben mi çağırdım seni, ben mi, söyle hergele? !
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, düşmanıma korkular salan benim.
Çarpışıp göğüs göğse kılıcın çalan benim….

Gücüm var Seyitlerde hazreti Hamzaların,
Söylerim türküsünü cümle yıldırımların.
Şehitlik şeref bana, kanımla açsın lâle
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, dua dua mahşeri bulan benim.
Cennetin kapısında okunan destan benim…

Şimşeğim, fırtınayım, geçerim kasırgayı
Bağdaş kurdum güneşe, taç yaptım başa ay’ı;
Tarih denen hadise yalan yanlış meş’ale
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, takvimleri kalbinden delen benim.
Yağız atın topuğun yollara çelen benim…

Son nefesime kadar, orucum ben orucum
Mermi kaç okkadır ki, yeter kınalı avcum? !
İkiyüz altmış okka, bu basit bir mesele,
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, gemileri ortadan bölen benim.
Suları tutuşturup bir anda silen benim…

Tetiği çeken eller, Kılıçarslan elidir,
Tebessümle açılan şehit çiçekleridir;
Mor sümbüllü dağlarım yâdele olur kale
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, kan kırmızı şafakta gülen benim.
Kızılırmak misali yanan, bükülen benim…

Arıburnu kahraman, Conkbayırı Atatürk
Nusret’te her bir mayın vallahi Müslüman-Türk!
Kefenimin rengidir kükreyen her şelâle
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! ,
Diyerek, yurt uğruna cephede ölen benim.
Bin melek kanadıyla göğe çekilen benim…

Peygamber’in övdüğü milleti, Batı bilmez,
Türk’ün olduğu yerde asla Ezan eksilmez
Kan dökülür toprağa, can verilir hilâle
“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale!
Diyerek, yüreklere arştan dökülen benim…
Işık ışık ufuktan gene sökülen benim…

Mustafa Aksoy

Sacoğulları (Saciler) Hanedanı

Sâciler veya Sâcoğulları Hanedanı, Azerbaycan’da hüküm sürmüş bir devlettir. Sâcoğulları, yani Saciler hanedanı, kuzeybatı İran’daki bir halife hükümdar soyu idi. Bu aile, kültürel olarak Araplaşmış ve Abbasi hizmetindeki Soğdlar boyundan bir komutan olan Ebu’s-Sâc Dîvdad b. Yûsuf Dîvdest’in ailesidir.

Ebu’s-Sâc Divdad b. Divdest, Ebu’s-Sâc Dîvdad b. Yûsuf Dîvdest’in ailesidir. Ebu’s- Sâc muhtemelen 822–823 yıllarında, Ahmed b. Ebî Hâlid’in Uşrûsana’yı fethi üzerine ülkesini terk etmiştir.

Ebu’s-Sâc’ın 879 yılında vefatı üzerine geride iki oğlu kalmıştı. Bunlar; Muhammed el-Afşin ve Yusuf idi.

Ebû Ubeydullah Muhammed el-Afşîn’e babasının ölümü üzerine 880′de Mekke valiliği ve Haremeyn verilmiştir. 878 yılından beri Mekke’nin kontrolünü elinde bulunduran Muhammed el-Mahzumi’yi 880 yılında yaptığı savaşla bu şehirden çıkarttı ve onun hâkimiyetinde bulunan Cidde şehrini aldı.

Bu yazı Azerbaycan’da hüküm sürmüş bir hanedan hakkında bilgiler içermektedir. Çalışma şahsım tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.

 

[button label=”Tamamını Görüntülemek İçin Tıklayınız.” link=”https://ibocan.net/yuklemeler/2011/02/Saciler.pdf” target=”_blank” color=”blue” _fw_coder=”aggressive” __fw_editor_shortcodes_id=”edb579630de260ee99b69407b90e5b08″][/button]