Kendimi Geçtim Sen Düşün Başbakan

Sayın Başbakan, değerli! hükümetimiz, okumayacaksınız bu yazıyı ancak ben yine de içimi dökmek istedim. Kimseye laf söyleyemeyeceğim için bu bloğa döküyorum içimi..

Siz ki 2002 3 Kasım’ında iktidara geldiğinizde ben daha çocuktum. 13 yaşındaydım tam olarak. Hatta yazları yanında çalıştığım çok değerli bir amca vardı. Dini bütün, cemaatten. Cemaatten tabirini pek sevmesem de öyleydi yani. Ailemde aldığım dini bilgilerden sonra onun yanında çalışırken Allah bin kere razı olsun benim Kuran-ı Kerim’i okumayı öğrenmemi sağladı. Partinizin de gelişini sürekli ondan dinliyordum ben. Tek başına iktidar olacak sözlerini de o zamanlar ondan duyuyordum. Her neyse, seçimi kazandınız iktidar oldunuz, bende sevinmiştim ne kadar Milliyetçi bir aileden gelsem de. Tek başına iktidar sonuçta daha iyi kararlar alır diyordum çocuk aklımla.

Sizler daha iyi! kararlar aldınız. Şimdiye kadar ki çift karekterli yaşamınız zaten sosyal medyada. Sanırım ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız. Videoları mutlaka izlemişsiniz. Belki biri bunu okur da video neymiş derse. Google’da kısa bir arama için tıklamalı burayı. Bir Başbakan 2 Erdoğan.

Diktatör gibi ülke yönetmeye devam ediyorsunuz. Sizden farklı bir düşünceyi kabul etmiyorsunuz. Dediğim dedik çaldığım düdük diyorsunuz. Gezi olaylarında bunun size dönüşünü gördünüz. Apolitik olarak tabir edilen 90 nesli, özgürlüklerinin kısıtlamasına çok iyi bir şekilde yanıt verdiler. Bende dahil.

Mal varlığınız yüzde kaç arttı bilmiyorum. Onun hesaplamasını istatistikçiler yapsın. Hatta kazancısınız helal ise, Allah daha çok versin. Ancak eğer o kazancınız bir şehidimin kan hakkı, bir yetimin göz hakkı varsa, yüce Allah size bunun acısını dünyada cehennem azabı olarak yaşatsın derim. He birde bunları neden yazıyorum. Klavyelere özgürlük getirdiğiniz için.

Özelleştirdiniz, sattınız veya kiraladınız adı her ne ise. Türk sermayesi bunların ne kadarında var sonuçlar ortada. Nerde dış kaynaklı sermaye var onlara verdiniz. Özelleştirme, bazı kurumların çalışma performansını maksimum seviyede arttırırken, bazı kritik özelleştirmeleri de yapmamalıydınız. Her birisi için kitap yazılabilir aslında.

En son bir paket açıkladınız. Pakette bazı maddeler çok tepki çekti ancak geri adım atmadınız. Gezi olaylarında ağzınıza yapışmış olan % 50’lik dilime göre hareket ederek her şeyi yapmaya devam ediyorsunuz. Zaten onlar da susuyor, dokunmuyor onlara.

FARKLI DİLDE PROPAGANDA diye bir şey koydunuz ortaya. Edep yahu, şimdi resmi dil dışında işin afedersiniz ama b.kunu çıkarmaya gerek var mıydı? Bundan nemalanmaya kalkacak dış güçler olmayacak mıdır? Sayın başbakan, bir toplum eğer bir toplumdan ayrılmak isterse önce dilini değiştirir. Yabancı bir ülkeye gittiğinizi var sayalım. Minimum 3 kişilik bir ortamda aynı dili konuşurken sizin dışınızdaki 2 kişi farklı bir dil ile bir şey konuşsa aklınıza soru işareti takılmaz mı?

AYRIMCILIKLA MÜCADELE VE EŞİTLİK KURULU kurmaya karar verdiniz sayın Başbakan. Bu ülkenin gençleri dindar ve tinerci olarak ilk ayıran sizsiniz. Bu kurul size de hesap sorabilecek mi? Onu çok merak ediyorum. Kusura bakmayın uzun bir yazı yazıyorum ama içime attığım hislerimi bir şekilde dökmem lazımdı uzun süredir gaz yarattı da bende..

FARLI DİLDE EĞİTİM dediniz de zaten bizim ülkemizde yabancı dilde eğitim veren okullar vardı. Bu paketin içeriğindeki bu maddeyi detaylı olarak başlıca ele almak gerekmez miydi?

ESKİ KÖY İSİMLERİNE DÖNÜŞ e izin vereceksiniz. Benim doğduğum ilçenin ismi Alaşehir, tarihteki isimleri arasında Philedelphia, Neosezaria gibi isimler var. Bunlara da izin verecek misiniz? Sayın Bahçeli’nin dediği gibi, İstanbul’a da Konstantiniyye mi diyeceğiz acaba?

Her şeyi geçtim de sayın Başbakan bu yazıyı yazmama sebep olan olay şuydu aslında. Sayın Hüseyin Çelik, parti genel başkan yardımcınız, bir sunucu için karışmıyoruz ama kıyafeti açık falan dedikten sonra o sunucu işinden oldu. Partiniz, milletvekilleriniz her zaman kendisiyle çelişti. Siz en baştan beri kendinizle çelişe çelişe geliyorsunuz.

Tabir doğru mu bilmiyorum ama gözünüzde sanki bir at gözlüğü var başbakan. Ülkenin sadece %50’sini görüyorsunuz. Bu yaştan sonra değişmezsiniz de belli. İnşallah Yaradan bir gün size de kalp gözü verir ve diğer insanları da görürsünüz.

Bu arada takdir ettiğim şeyleriniz yok değil. Ne kadar sigara kullansam da kapalı alanda sigara yasağı, başörtüsü yasağına ki en sonunda dilinizde dolana dolana çözemeyip artık bir adım attığınız için teşekkür ederim. Ancak bu millet bazı şeyleri unutmaz sayın Başbakan.. Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner. Bizden elinizi lütfen çekiniz. Yatağımıza, kıyafetimize, çocuğumuza karışmayın. Günahı da bize sevabı da bize.

Çok Akil-li Davrandılar

Olamam çok sevsem de bir aşkın kölesi, senin derdin aşk benimki “Memleket Meselesi” diyor sayın Ahmet Şafak. İçim cız ediyor her dinleyişimde tüylerim diken diken oluyor. Ülkemizin içinde bulunduğu durumu gördükçe yaşadığım üzüntü ve kaygılarım biraz daha artıyor. Bayadır sesimi soluğumu da çıkarmayıp olayların neticelenmesini bekliyordum.

Bugün 26 Nisan 2013, Türkiye Cumhuriyet’ini son 11 yılda yönetenlerden hiç bir şekilde memnun değilim de özellikle son ustalık döneminde iyi niyetlerini! ayyuka çıkardılar. İmralı süreci diye bir süreç başlatıp öncelikle terör örgütü elebaşı ile sohbetleri başladı. Evet sohbetleri. Hani şu klasik cemaat sohbetleri vardır ya onlar gibi düşünün işte. Sonuçta Bülent Arınç’a göre de terör örgütü lideri namazında niyazında akil biriydi zamanında. Kanka oldu bunlarda sonradan işte.

21 Mart Nevruz kutlamalarında medyada bol bol haberler çıktı. Terör örgütünün bayrak olarak nitelendirdiği paçavralar meydanları süsledi, Öcalan güya kardeşlik! mesajı verdi. Örgütüne çekilin dedi. İktidardakiler bir heyet kuralım insanlara barışı! anlatsınlar dedi. Bunlara da akil insanlar adını verdi. 7 ayrı bölgede heyet gezecek ve barış sürecini anlatacak, insanların haklarını birbirlerinden helal etmelerini isteyecek ve sanırım en son diyecekler ki, biz Türk Beyi Uzun Hasan’ın şehri Diyarbakır ve ötesini sözde Kürtlere veriyoruz. Ki bunu onlar demese de bu iktidar bir süre sonra diyecektir.

Örgüt 25 Nisan 2013 tarihinde Kandil’de bir açıklama yaptı. Silahlarımızla birlikte ülkeyi terkediyoruz diye ama şartlı. Kimse onlara dokunmayacak ve onlar gidecek. Bir gazete de Kandil için Güney Kürdistan’daki Kandil demişler, şimdi eğer Kandil onların tabiriyle Güney Kürdistan içindeyse, Kuzey’i ülkemin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmuyor mu? Medya buna dikkat etmez. Ancak sizin beyninize yavaştan empoze eder bunu. Kelimeler size tanıdık geldikçe, sizinde sindirmeniz kolay olur.

Basın mensupları koşa koşa Kandil’e gitti ve terör örgütü üyelerince didik didik arandılar. Aynı olay Türkiye’mizin herhangi bir beldesinde olsa “Basın Özgürlüğü Var” diyerek kıyameti koparırlardı. Zaten basını elinde ip gibi oynatan bir zihniyet varken daha ne beklenebilir ki?

Çok değil daha 1 hafta önce 20 Nisan’da MHP’nin İzmir’de Bayrak Mitingi vardı. Eminim ki oradaki katılımcılar MHP destekçileri değillerdi tek. İşte orada akıllı bir toplum vardı. Vatanın bütünlüğünü, tek millet anlayışını savunan. Ancak medya buna çok fazla değer vermedi. Sebep çok aşikar. İktidar sahipleri aman koltuğumuz sallanmasın, internet kullanmayan ve sadece televizyon ile gündemi takip eden makarnacılarımızın gözü açılmasın diye engeli bastılar. Bakalım Türk milleti bu durum karşısında tepkisini daha nasıl gösterecek.

Komşuda Pişer Bize de Düşer

Havalar çok sıcak, bir o kadar da uluslararası arenadaki sıcaklık da düşmek bilmedi. Uzun zamandır siyasi bir konuda yazmamıştım. Ama bir değinmek istedim bugün.

Tarih 2003, Amerika Irak’a giriyor ve milyonlarca kayıp, sene 2005 Bölgesel Kürt Yönetimi oluşturuluyor ve Irak’ın kuzeyi Kürdistan olarak adlandırılan özerk bir yapı ile şekilleniyor.

Tarih 2010 Aralık, Tunus’da Arap Baharı adını verdiğimiz isyanlar silsilesi başladı ve başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bir çok devlet demokratikleşme adı altında bu isyanlara her türlü desteği verdi. Sonuçta ne oldu ülkelerde rejimler değişti, savaşlar yaşandı. Sonuç yine sayısı tahmin edilemeyen insan kayıpları ve hala da devam ediyor.

Tarih 2012 ve güney komşumuz Suriye de Esed yönetimi ile muhalifler arasında çatışmalar gittikçe artıyor. Muhaliflerden Suriye Demokratik Birliği (PYD) Suriye’nin kuzeyini ele geçirmiş durumda ve PYD’nin PKK ile olan bağlantısı biliniyor. Yani bundan sonrası için komplo teorileri üretmeye hiç gerek yok. Durum çok açık ve net belli.

PYD ve PKK birleşecek dahası Irak nasıl 3’e bölündü ise muhtemel olarak Suriye’de bölünecek ve Suriye’nin kuzeyinde bölgesel bir Kürt yönetimi de oluşacak. Iraktaki yönetim ile bir birleşme yaparlar mı yapmazlar mı şu an için bilemeyiz lakin, birleşme olsa da olmasa da sıra bir gün İran ve Türkiye’ye gelecektir.

İran’da dış güçlerin işleri biraz daha karışık olabilir diye düşünmekteyim zira İran’ın batısında Türkmenler ağırlıkta olduğu için burada kolay kolay bir hakimiyet kurmak zor olur.

Türkiye’ye gelince. Muhtemelen Bölgesel Kürt Yönetimi Türkiye’den toprak talep edecektir ve savaş Türkiye’nin kapısına kadar gelecektir. Devletimizin benim kanaatimce bu yönde yapması gereken tek şey, Suriyedeki muhalifleri desteklemeyi bırakmak ve kendi iç işlerine dönmektir. Ayrıca kısa sürede terör sorununa kalıcı bir çözüm getirecek faaliyette bulunmalıdır. Buda Pkk ile sıkı bir savaş ile olacak iştir. Öyle 2 şehit verdik operasyon yapalım meselesi değildir.

Sanırım sinirlerim biraz zıplıyor yazımı burada sonlandırıyorum. Allah yardımcımız olsun, devletimizin yöneticilerine biraz daha sakinlik ve sağduyu versin 😉

Bu İş Böyle Yürümez Beyler!

Uzun zamandır siyasete değinmiyorum, çünkü ne benim yazmam, ne de bir çok arkadaşımın haykırışları yetmeyecek, illa oy veren ellerden birilerinin canı yanacak ki öğrenecek.. Gün geçmiyor ki televizyonda, internette  şehit düşen mehmetçiklerimizden sürekli haberler.. Bir yandan analar feryat figan ediyor, yürekleri yanıyor, diğer yandan birileri Ortadoğu’da barış elçiliği yapmaya çalışıyor.. Bir ziyaret esnasında karşısında titreyen gence, “biz İsrail’den başka kimseyi titretemedik” diye afilli laflar etmeye çalışıyor.. Hadi be ordan, hadi be ordan. İsrail’i titretmekmiş, sen daha git de doğuda güneydoğu’da haince saldırılarda bulunan, batı bölgelerimizde orman yangınlarına sebep olan terör örgütünü titret.. Ulan eşkiya şehre indi, insanlar iyice tedirgin oldu..

Geçen gün kuzenimin düğünü için Afyon’a gittim. Bir çok uzaktan akrabamız mevcut orada ve konu babamın biraz sivri dilliliği ile her yerde siyasete mutlaka geldi.. Bir tek eniştem bizimle aynı görüşte fakat diğer herkes iktidar partisinin yanında.. Neymiş, adam çalıyor ama yapıyormuş.. Ulan neden hırsıza devlet emanet mi edilir. Onu geçtim neymiş, Manisa’dan Afyon’a gelene kadar yollar dubleymiş. Tamam çok güzel, iktidar partisini bu yönden tebrik ederim.. Fakat ülkenin milli değerleri nerede? Kimlerde? Benim garip köylümün ondan haberi ne olsun ki. Okumaz etmez, biraz dindar gördüğüne oyunu basar.. İki vakit namaz kılmak, eşine başörtüsü taktırmak değildir dindar olmak dediğimde aaa ben komunist! oluyorum nedense.. Ben iyi okumamış oluyorum.. Tabi ben boşa okudum hep, niye okuduysam artık. Gider iki vakit namaz kılar, biraz sakal salıp, ampüle sığındım mı olurdu bu iş. Hatta devlete sırtımı dayardım bile..

Beyler bu iş böyle yürümez, gelin bizde imana! gelelim.. Ulan biz mi yanlışız diye kendimden tereddüt ediyorum.. Birileri çıksın ekranlarda ahkam kessin, bir yandan yârine, anasına doymamış gençlerimiz vatan uğruna şehit olsun.. Adalet değil, Türk devleti bu zamana kadar hiç olmadığı kadar zor bir süreçte.. Uyanın biraz ismimizi siliyorlar, Mustafa Kemal’i unutturmaya, milli bilinci köreltmeye çalışıyorlar..

Aklınızı kullanın, ama görüşlerinizi satmayın..

Bırakın Bu İşleri

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da 13 vatan evladı haince şehit edildi. Devletin zirvesi ise bu olaylar yaşanırken PKK’nın temsilciliğini yapan BDP ile masaya oturma derdinde idi yemin krizini çözmek için. Tabi herşey bununla sınırlı da değildi.. DTK (Demokratik Toplum Kongresi) bir Özerklik Bildirisi yayınladı.. Bildiride şu söz çok dikkat çekiyordu “demokratik özerk Kürdistanlı”.. Bu sözü aslında uzun uzadı tartışmaya gerek yok. Hükümetin işbirlikçi oyunları ile en sonunda bunlarda oldu.. Kürdistan gibi hayali bir devlet ülke sınırları içerisinde kuruldu böyle.. Kürtler arasında şu anda bir ayrışma söz konusu denilsede, bu mevzu özerklik değil, sadece talebi denilse de sonucun nereye varacağı çok belli.. Mesut Barzani ortak bayrak çağrısı yaptı yayın organı Peyamner Ajansı‘nın web sayfasında. İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de onlara göre ise 4 ayrı Kürdistan’da aynı bayrağı kullanmaya davet etti insanları..

Neyse, 13 şehidimize son vazifemizi de yaptık, Türkiye’nin bir çok yerinde teröre lanet mitingleri yapıldı. Haber bültenleri ülkenin kırmızı beyaza büründüğünü belirtiyor sloganlar yükseldi. Kendi çevremde Ak Parti’ye destek vermiş bir çok insan bile ülkenin şu anki duruma geleceğini görmemiş gibi, yazık o kadar kınalı kuzuya gibi sözler sarfediyor. Bende içlerinden yakın bir dostuma seçimden önce bunları dile getirdiğimizde hizmet ediyor adam diyordunuz dediğim zaman ise sustu bir çoğu. Evet doğru ülke kırmızı beyaza boyandı, ama keşke 12 Haziran’da Türkiye haritası sarıya bu derece boyanmasaydı.

Ancak bizim halkımıza bu durum gerçekten müstahak, oradaki 13 kardeşimize olan acım bir yere ama bu siyasal düzende Ak Parti’yi yeniden başa getiren halkımız görsün neler olacaklarını artık.. Doluyum bu konuda çok ağır yazmak istemiyorum.. Ama Türk Milletine bir çift hatırlatma mahiyeti ile diyorum.. İkra” Kuran-ı Kerim’in ilk sözcüğü bu. “Oku”.. Milletimiz biraz okusun, biraz daha bilinçlensin.. Başka bir şey istemiyorum Allah’ımdan…

Türkiye Nereye Gidiyor?

Malumumuz 12 Eylül referandum sonuçları tamamen sonuçlanalı 2 gün geçti. İktidar partisinin istediği sonuç ortaya çıktı. “Evet”. Türkiye artık bununla birlikte bir dönüm noktası yaşadı diyebiliriz. Belki bir çoğumuz medyayı yakından takip ediyoruz. İşte artık Türkiye’de şunlar olacak, bunlar olacak deniliyor. Nedir bu olacaklar bizde ele alalım medyadan bir kaç örnek ile ve yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.

  • 1982 Anayasası bir 12 Eylül ile gelmişti ve 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının yolu açıldı. Destek verilen bir maddedir benim için diyorum ve kısa tutuyorum bu madde ile ilgili açıklamayı.
  • Anayasa Mahkemesine Cumhurbaşkanı artık 14 kişiyi seçecek ki bu tartışılır. Zira böylece Cumhurbaşkanının yetkileri arttırılmıştır. Hiçbir zaman bu mahkemenin hükümete veya başka bir siyasi güce yakın olması doğru değildir.
  • Yurt dışına çıkma konusunda yapılan değişiklik ile hakim kararı olmadıkça yurt dışına çıkış yasağınız yok denildi. Evet ben askerden kaçsam hakim kararı yok abi kaçarım ben ülke dışına artık yapılabiliritesi yüksek bir madde.

Seçimlerden önce çekilmiş bir video izlemişsinizdir belki ama İsmet İnönü’nün Chp’den ihraç edildiğini söyleyen muhabire o kadar üniversite gençliğinin verdiği cevaplar içimi kararttı. Oysaki benim annem, babam ilkokul mezunu ama İsmet İnönü ile ilgili bu soruya hemen verdikleri cevap “Şaka mı bu” oldu. Oysa şaka değil bir gerçek bu. Güzel ülkemin gerçeği. Ulan hiç mi Tarih dersi görmediniz diye böyle genç arkadaşlara tekme tokat dalasım geliyor.

Neyse benim asıl değinmek istediğim konu bu değildi. Seçimleri boykot eden, ülkemizde sandığa gitmeyen vatandaşlarımız da oldu. BDP adlı siyasi partinin yapmış olduğu boykot çağrısının etkili olduğu çok açık şekilde ortada. Bu parti artık Demokratik Özerklik diye bir şeylerden söz etmeye başladı. Sebepte belli. Boykot eden kesimin ırkı farklıdır diyorlar, dili farklıdır diyorlar. Bakın dikkatlice bakın ırkımız farklı diyorlar. Irkçılık yapanlar kendileri ancak nedense hep benim Türk Milliyetçisi olan kardeşim ırkçı olur, faşist olarak adlandırılır nedense. Demokratik özerklik verin kardeşçe yaşayalım derler değil mi?

Aslında bu insanlara istediklerini vereceksiniz. Nasıl mı?

  • Hakkari’de bir yatılı okulu patlattılar. Ana dilde eğitim verilsin. Çocuklarımız burada okumasın diye. Anadil dedikleri de ne olduğu belirsiz Farsça kırması Kürtçe.

Yukarıdaki gibi yaparak vereceksin istedikleri yerleri bunlara. Yol yaparsın Pkklılar gelir o yolu patlatır suikast düzenler bozar.
Okul yaparsın böyle patlatırlar yakarlar yıkarlar.

O yüzden bu coğrafyayı önce topa tutmak gerekir her şey sıfırlansın. Sonra da verin gitsin ne halleri varsa görsünler.

Diyarbakır’da Pkk bayrağı asılıyor boy boy binalara, ülkemin polisi taşlanıyor. Bilmiyorum bu ülkede bir terör örgütünün bayrağını açmak serbest mi değil mi? Daha araştırmasını yapmadım ben bilen varsa yazsın.

Herhangi bir siyasi partiyi desteklememekle birlikte, Mhp’ye şehit cenazesi üzerinden siyaset yapıyor deniliyor hep. Peki ya ölen bir kaç terörist için Bdp’nin milletvekilini cenazeye göndermesine ne demeli. Yani bu parti her zaman açıkça gidiyor onun propagandasını yapıyor yani. Ses yok değil mi?

Kısacası referandum ile başlayan bu çözülmede benim güzel ülkem göz göre göre parçalanmaya doğru yol alıyor. Sanmıyorum ki bu değişiklik sonrası birleşme sağlamayı dile getirenlerin yüzleri kızarmayacaktır.