Sa Sa SaçMa MaLa MaCa

Ölüyorum, görmüyor musun?
Senden kilometrelerce uzakta yaşayabilmenin ne mantığı olabilir ki, hadi kilometreyi geçtim, bir oda ötemde bile olsan hasret yağlı urganı boynuma geçiriveriyor ve soluk alış verişim bir anda değişiyor.. İmdatlar, haykırışlar gelsene be, gelsene.. Hiç olmazsa kapının ardından ölümümü izlesene..

Susuyorum, bir süre etrafı dinliyorum.. Sanki hoca şimdi minareye çıkacak ve essela diyerek başlayacak beni anons etmeye.. Heyecanlanıyorum acaba ölsem, hani oldu da öldüm diyelim, ağlar mısın? Yoksa vefasızlık dediğimiz soyut duyguyu bana da tattırabilir misin? Lan mal mıyım? Ölünce nasıl tadacağım derken kendime geliyorum..  Kalkıp koca bir bardak kola alıyorum ve fazladan glikoz depolaması yapıyorum.. İşte şimdi kendime geldim..

Duvarlar sanki üstüme geliyor, hepsi ibne bunların. Birde fıstık yeşili olacaklar, iç açacaklar.. Keşke siyaha boyatsaydım duvarları.. Odanın her köşesine spot kırmızı mor ışıklar koysaydım, duvarları kana bulasaydım bir intihar hecesiyle..  Hiç olmazsa onlar karanlıkta tecavüz ederler duygularıma, hasretimi geçici olarak unutturabilir belki.  Özledim işte lan, böyle saçma sapan yazmamın başka sebebi yok.. Çık gel, bir gece daha seninle uyuyayım.. Arka fonda sevişirken dinlenesi Djon Maya çalmalı hiç aralıksız.. Tenim teninde dinlenmeli.. Ne o korktun mu sevişirken dedim diye? Ahmaklaşma lütfen, gözlerim gözlerine bakınca da bir sevişme eylemini kusursuzca yerine getirmiş oluyor.. Bu yüzden kutsuyorum gözlerimi, cenneti önüme getiriyor diye.. Oysa sen beni aforoz etmeye çalışıyorsun.. Çok ayıp..!!

Yorum Yaz:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir