7

Kırkpınar Yağlı Güreşleri Tarihi

ATA SPORUMUZ GÜREŞ

Güreş insanlık tarihinin en eski sporlarından birisidir. M.Ö. 700’lü yıllarda Yunanlılar, M.Ö 2. yüzyılda Türkler daha sonraki yıllarda başka milletler tarafından oynandığı belgelerle ortaya çıkarılmıştır.
Türklerin en eski sporlarından biri olan güreş, sözcük kökeni olarak, Özbek ve Başkurt Türklerinin “kures” sözcüğünden gelmektedir.

Zorlu doğa koşulları ile mücadele eden ilk insanların çoğunda olduğu gibi Türklerde de güreş, adeta günlük hayatın bir parçası olmuştur. Türkler ayrıca totem inancı ve göçebe yaşam biçiminin de etkileri ile doğaya ve kuvvete düşkün kişiler olduklarından yakın mücadeleyi her zaman ön planda tutmuşlar, güçlerini topluma kanıtlamak amacıyla güreşe çok sık başvurmuşlardır. Düğünler, ünlü kişilerin cenaze törenlerinde, ölüm yıldönümlerinde ve diğer özel günlerde at yarışları ve koşularının yanında güreş, çok önemli bir yer tutmuştur.
Güreş arada hiçbir vasıta olmaksızın yapıldığı için asil bir spor olarak görülür. Bunun yanı sıra güreş bilgi, kuvvet, zekâ ve maharet gerektirir. Güreşte kazanmak sadece gücün göstergesi değil ayrıca bu kavramlar konusunda da üstün olmak demektir.
Türklerde güreş Anadolu güreşleri ve Rumeli güreşleri olarak iki bölüm olarak görülmektedir. Rumeli Güreşleri Kırkpınar Yağlı Güreşleri olarak da adlandırılmaktadır.

KIRKPINAR GÜREŞLERİ

1.Tarihçesi

Yedi asra yakın zamandan beri yapılmakta olan Kırkpınar güreşlerinin halk dilinden günümüze gelen efsanevî tarihi şöyledir.
Osmanlı Devletinin 2. padişahı olan Orhan Gazi’nin kardeşi Süleyman Paşa’nın Rumeli’ye yaptığı ilk sıçrama hareketinde yanında 40 yiğit olduğu bu yiğitlerin molalarda güreştikleri, bu seferin yorgunluğunu güreşle unutmayı adet edindikleri söylenir. Bu 40 yiğit Edirne civarındaki Ahırköy merasına geldikleri vakit güreşecek eşlerini seçmişlerdir. Bunlar arasındaki 2 yiğidin Anadolu yakasında iken devam eden güreşlerini bu Rumeli seferi için yarıda bıraktıkları söylenmektedir.
Bu iki yiğidin güreşe tutuştukları zamanın hıdrellez olduğu söylenir. Akşama kadar boğuşan bu iki babayiğit yemek için bile ara vermemişlerdir. Ancak güreş gece yarısı bile devam etmiş ve bu iki cengâver güreşirken can vermişlerdir. İki babayiğit Türklerin er meydanında can verecek kadar candan güreştiklerini gösterdikleri çayırlığa arkadaşları tarafından gömülmüşlerdir.
Edirne fethedildikten sonra sağ kalan yiğitler bu iki arkadaşlarının mezarlarını taştan yapmak için Ahırköy çayırlığına gelmişlerdir. Çayırlığa geldikleri vakit arkadaşlarının gömülü oldukları incir ağacının altından billûr kaynaklı kırk pınarın zümrüt çayırlığına akıp gittiğini görürler. O incir altında kimlerin yattığını soranlara ise Domuzhisar’ını zaptetmek için buraya gelen kırk yiğidin hatırasına tarih düşürür gibi şu cevabı verirler:
“Kırktı bunlar. Bu yakaya ilk ayak basanlardır bunlar.”
Zaman geçtikçe oranın ismi Kırkpınar Meydanı olarak anılmıştır.

2.Kırkpınar’ın Yeri ve Yapıldığı Tarih

2.a.Yeri

Edirne’nin Osmanlılar tarafından fethinden sonra güreşlerin yapıldığı yer, Edirne’yi Ortaköy’e bağlayan 35 kilometrelik yolun üzerindeki Simavna ile Sarı Hızır köyleri arasında bulunan ve Balkan Savaşı’ndan sonra bugün milli hudutlarımız dışında kalmış olan çayırlıktır. Günümüzde ise Edirne’nin “Sarayiçi” denilen dört yanı suyla çevrili meydanında yapılır.

2.b.Yapıldığı Tarih

Cumhuriyet dönemine kadar yapılan Kırkpınar güreşleri hıdrellezden üç gün önce başlardı. Birinci günü esaslı ve ciddi güreşler olmayıp hazırlık şeklinde idman güreşleri yapılırdı. Esas güreşlere iki gün önce başlanır ve iki gün devam ederek hıdrelleze bir gün kala akşamüzeri sona ererdi. Genellikle son gün başaltı ve başpehlivanlık güreşleri ile geçerdi.
Kullanmakta olduğumuz miladi takvime göre Kırkpınar’ın başlama günü 1900 yılına kadar 2 Mayıs, 1900 yılından sonraki yıllarda 3 Mayıs günüdür.

3.Yağlı Güreşte Ana Kaideler

3.a.Kispet
Bir pehlivan için doğal her şeyden önce bir kispet lazımdır. Bu söz kisveden gelir. Bazı yerlerde “kisvet” derlerse de bizde kispet olarak bilinir.
Kispetin beli düz ve kıvrımlıdır. Kenarın iç tarafına uçkur vazifesini görsün diye kalınca bir ip parçası geçirilmiştir. Bu ip bir uçkur gibi kispetin belini açar veya kapar. “Kasnak” diye buraya derler. Bazı yerlerde de “Peşkavaz” diye anılır. Güreşte rakibinin eli bu kasnağı tutamasın diye bazı kispetlerde kasnağı beş altı kat deriden yaparlar. Bu deri hem sert, hem de enlidir.
Kispetin arka tarafı, pehlivanın oturması için geniş yapılır. Fakat uyluk ve paçalar dardır. Ancak pehlivanın bacağı girip çıkar. Paçalar, rakibin eli veya parmağı içeri girmesin diye güzelce sıkılır. Paça iç taraftan keçebent denilen keçe parçası veya bez ile sarılır. Paçanın bir adı da şiraze’dir.
Eski yıllarda pehlivanlar kispetlerini zembil adı verilen sazdan örülü bir torbada taşırlardır. Zembil elde, bir yerden bir yere giden pehlivanın güreşmek istediği veya bir yerden güreşten geldiği anlaşılırdı. Zembili duvara asmak o kişinin güreşi bıraktığına işaretti.

3.b.Pırpıt
Kispetler kıymetli olduğu gibi acemi ve fakir pehlivanlar da kalın Amerikan bezinden yapılmış birer uzun ve paçalı don giyerler ki buna da pırpıt derler. Bunlarda da paçalar bağlanır.
Karakucak pehlivanlarının giydikleri bir pırpıt daha vardır ki, bu teke kılından yapılmış ve çok sık olarak örülmüştür.

3.c.Ödül
Eski devirlerde pehlivanlara yardım olsun, teşvik yerine geçsin diye güreş yaptıran ağa
veya bey, her sınıftan birinci gelecek olanlara dağıtılmak üzere ödül adı verilen bir şey ortaya kordu. Bu şey para olabilir; öküz, manda, koç olabilirdi.
Küçük sınıftan olan pehlivanlar güreştikten sonra, başpehlivanlar da güreşmezden evvel parsa adı verilen her hediyeyi seyircilerden toplarlardı. Kol kola girerler, ellerini açarak seyircilerin önlerinde durur, verdiklerini alırlar, sonrada bu aldıklarını paylaşırlardır. Bu kötü âdet daha sonra kaldırılmıştır. Yalnız ödül vardır ki bu sadaka değil hediyedir.

3.d.Meydan
Böyle kispetli veya pırpıtlı iki pehlivan bulununca onlar için bir meydan lâzımdır ki buna “Güreş Meydanı” derler.

3.e.Hakem
İki pehlivan bulunduğu zaman bunları kontrol edecek birde Hakem Heyeti olması gereklidir. Eskiden birkaç eski pehlivan, bir iki köy ağası veya güreşlerden anlayan birkaç kişi usullere aykırı iş yapılmasın diye güreş meydanının bir köşesine oturur, güreşleri kontrol ederlerdi.
Son zamanlarda bu Hakem Heyeti daha derli toplu bir hale getirilmiştir.

3.f.Davul ve Zurna
Yağlı güreşin en büyük âdeti davul zurnadır. Bir güreşin çok cazip olabilmesi için o güreşteki davul ve zurnaların güreş havalarını bilmeleri ve tam sırasında tatbik edebilmeleri lazımdır. Ancak yakın zamanda güreş havalarını tam manasıyla bilen davulcu ve zurnacılar kalmamıştır. Oysaki 1930lu yıllardaki Serezli davulcuların bildiklerini kimse bilemezdi.

3.g.Cazgır
Güreşecek pehlivanların adlarını, sanlarını, korkulu oyunlarını, seyircilere anlatan adamdır. Genellikle eski pehlivanlar cazgırlık ederler. Güreşecek olanları bütün hüviyetleriyle halka anlatır ve sonra da dualarını okurlar.
Cazgır güreşecek pehlivanları bu suretle meydana sürer. Onlar da halka doğru yürüyerek merasime başlarlar ki, buna bizim yağlı güreşimizde “çıkış” denilir.

3.h.Peşrev
Güreşe hazırlık, güreşin başlangıcı demektir. Ahenkli ve ölçülü olarak çırpınmaktır. Bu çırpınış aynı zamandan bir mânâ ifade eder. Bugün için pehlivanlarımızın peşrevleri hakkı ile bilmedikleri iddia olunabilir. Hele huzur güreşleri peşrevleri tamamıyla maziye karışmış, hatta yok olmuştur.
Muntazam bir şekilde eller birbirine çarparken pehlivan da adetâ sıçrar, ellerini ayaklara vurur, gözalıcı bir şekilde bu hareketleri bir kaç defa tekrar eder. Sonrada ön tarafa dönerek diz çöker gibi olunur ve seyirciler selamlanır, bundan sonra müsabakaya başlanır.

4.Yağlı Güreşte Ağa ve Pehlivanlık Kavramları

4.a.Kırkpınar Ağası
Kırkpınar güreşlerinin ilginç özelliklerinden bir tanesi de Kırkpınar Ağalığıdır. Ağa Kırkpınar’a pehlivanları ve seyircileri çağıran, yarışmaları düzenleyen, gelen konukları karşılayan, ağırlayan, yemek veren, yatacak yerlerini hazırlayan, âdetlere uygun olarak güreşlerin yapılmasını sağlayan, ödülleri veren ve güvenlik düzenini alan baş sorumlu ve yetkilidir.
Kırkpınar’da ağanın seçimi güreşlerin son günü başpehlivanlık güreşlerinden önce başlar. Açık arttırmaya konulan kuzuya en çok parayı ödeyen bir sonraki yılın Kırkpınar Güreş Ağası unvanını alır. Ağa seçilince kuzuyu kucağına alır ve davul zurnacılar Rumeli havası çalarak yeni ağayı çadırına kadar götürürler.

Ağalık kurumu, hem pehlivanları hem de pehlivanlık kapışmalarını maddi yönden destekleyen kişidir. Radyo ve TV’nin devreye girmesiyle ağalığa seçilen kişi günümüzde yurt çapında tanınmaktadır. Ağa gelenekler gereği Rumeli Kesimi diye tabir edilen biçimde giyinir. Ağanın başında serpuş bulunur, bu bir tür şapkadır. Fesin üstüne bağlanan bezin ucu bir taraftan hafifçe sarkar. Ağanın ayağında şalvar olur. Gömleklerine camadan derler. Camadanın üstüne yelek geçirilir. Camadan, yelek, fesin üstüne bağlanan bez ve şalvar ayrı ayrı işlemelidir. Ağanın ayağında ince topuklu rugan yemeni (deri ayakkabı) bulunur. Ağa, elinde de iri taneli kehribardan yapılmış doksan dokuzluk tespih taşır.
Ağa mart ayı başından itibaren, köylere, kasabalara, tanınmış köy büyüklerine ve önemli kişilere kırmızı mühürlü mumlar göndererek, panayırın ne zaman açılacağını bildirir. Ayrıca gazeteler ayrıcalığı ile de duyurular yapılır.
Panayırda yapılacak at koşusu, güreş, yaya koşusu, nereden başlayıp nerede biteceği, ne kadar ödül verileceği önceden saptanır ve gazetelerde yayınlarak güreş sever halkın bilgi edinmesi sağlanır.

4.b.Başpehlivan

Kırkpınar’da en büyük ödülü Başpehlivan alır. Başpehlivanlığı elde eden sporcu bir yıl için Türkiye Başpehlivanıdır. Üst üste 3 defa başpehlivanlığı elde eden pehlivanlara “Altın Kemer” verilmektedir. Diğer boylardaki birincilerle dereceye girenlere verilen ödül, sporcuları teşvik içindir. Atalarımızdan günümüze kadar devam ede gelmekte olan bu usul, pek çok değerli sporcunun yetişmesine vesile olmuştur. Pehlivan ödülü, para olacağı gibi öküz, at, dana veya koç da olabilir. Eski yıllarda başa deve, başaltına boğa, büyük ortaya kısrak, küçük ortaya ve desteye de buna mütevazı olarak ödüller konurdu. Deve, daha ziyade Ege ve çevresinde yapılan müsabakalarda birinci gelen başpehlivanlara verilir.

KIRKPINAR GÜREŞLERİNDE KURALLAR VE OYUNLAR

1.Yağlı Güreş Kuralları
Yağlı güreş, minder güreşi gibi değildir. Dengeye dayanır. Oyunların süresi yoktur. Güreşçiler sadece ense bağlayıp durabilirler. Fakat taraflardan birinin yapacağı mükemmel bir oyun ve teknik ile seyirciyi ayağa kaldırabilirler. Yağlı güreşin geleneklerine göre pehlivanlar yenildiğini veya kazandığını bilir, bunu derhal kabul eder. Güreşten sonra eğer pehlivanlar birbirlerinin akranları ise birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar, genç ile yaşlı pehlivanlar arasındaki müsabakayı genç pehlivan kazanırsa yaşlı pehlivanın elini öper. Müsabaka boyunca pehlivanların meydanı terk etmemeleri gerekir. Gevşeyen paçaları yeniden bağlamak, yağ tazelemek, yağ kaçan gözleri silmek veya meydanın son tarafına düştüğü için ortaya yürümek arzusu mazeret sayılmaz. Ancak rakipler bu gibi durumlarda birbirlerine izin verebilirler veya bu talep, meydanın ortasına yürümek gibi, kule hakemlerince yapılmış olabilir. Yağlı güreşte beraberlik yoktur. Hakem heyetinin bu gibi durumlarda eş değişikliği yapması gerekir. Aynı sayıda galibiyeti olan pehlivanlar için eş değiştirmeye sık sık başvurulur. Şayet ortada bir çift pehlivan kalmışsa her iki sporcunun rızası ile netice kura atılarak alınır.
Güreş sırasında pehlivanlardan biri sakatlanır veya baygınlık geçirirse, hakemler müsabakayı durdururlar. Bu durumda en fazla on dakika içinde tedavinin bitirilmesi ve müsabakanın başlaması gerekir. Vakit uzarsa sakatlık geçiren veya tedavisi bitmeyen sporcu mağlup sayılır.
2.Yenme Yenilme
Yağlı güreşte yenme yenilme şekilleri şöyledir:
Göbeği yıldız gören (Göbek açılması)
İki el yerde oturuyor durumda destek yapıldığında
Sırt üstü düşerken dirsek yere değerse
Ayak bağı olmadan rakibini kucaklayıp bulunulan yerde bir daire içinde çevirerek veya rakibi üç adım taşımak
Tek el destekte, diğer elle desteğe geçildiğinde
Güreş sırasında kasıt olmadan kispetin kalçadan sıyrılması veya yırtılması
Çiviyukarı dikilmelerde
Sırtüstü olmada
Tedavi ve bayılmada zaman geçtiğinde
Faul devamında diskalifiyede

3.Yasak Oyunlar
Yağlı güreşin yasak oyunları şunlardır:
Çift sarma (kurt kapanı) vurarak rakibin üstünde beklemek
Kündede omurgaya tazyik, beli dirsekle zorlamak
Ayağı diz kapağından ters tarafa bükmek
Baldırpatlatan oyunu yapmak
Rakibin kulağına, gözüne, burnuna parmak sokmak
Rakibe kemane çekmek, tırmalamak, ısırmak, hayâları sıkmak, kafa atma, yumruk veya tekme savurmak
Rakibin kolunu ters tarafa sakatlayacak şekilde bükmek
Sebepsiz boyunduruk çekmek ve boğmaya çalışmak
Rakibi kasten saha dışına veya seyircilerin üstüne, meydanda güreşen diğer çiftlerin üstüne sürmek
Rakibi alta alınca arkadan kazık vurarak uzun süre beklemek
Yasak oyunlardan biri uygulamaya teşebbüs eden veya uygulayana hakem önce ihtar verir. Tekrarında müsabakadan diskalifiye edilir.

4.Yağlı Güreşte Ceza
Yağlı güreşte cezaları şöyle sıralayabiliriz:
Hakemlere, seyirciye, rakibe söz veya hareketle hakarette bulunan güreşten belirli bir süre için atılır. Bu süre bazen bir yıl bazen ömür boyu Kırkıpınar’a katılmama cezası olabilir.
Müsabaka sırasında rakiple konuşmak veya kavga etmek Kırkpınar’a katılmama cezasını taşıyabilir.
Ciddi güreş tutmamak, anlaşmalı güreş atmak Kırkpınar törelerine aykırıdır.Bunları yapanlar tespit edildiğinde, müsabakalardan ihraç edilirler.
Yağlı güreşte eleminasyon usulü uygulanmadığından yenilen güreşçi maç hakkını kaybederek elenir. Yenenler ise final yolunda yeniden maç atarlar. Eşlerini yenen birinci, son yenilen ise ikinci olur

5.Yağlı Güreşte Oyunlar
Yağlı güreşteki oyunlar, ayakta ve yerde olmak üzere iki bölümde toplanabilir. Ayaktaki belli başlı oyunlar şunlardır:
Hücum Oyunları: Elense, dıştırpan, içtırpan, budama, tek çapraz, çift çapraz, sırt çaprazı, tek dalma, çift dalma, kazkanadı, iç paça dış kazık, ayak kündesi, koltuk altı, tek dirsekle budama, çift dirsek kapmak, kalçaya dalmak, ayak kemanesi ile rakibi taşıma oyunları
Savunma Oyunları: İç ve dış tırpanda bacak kaçırma, çift çaprazda burun kakması, yanbaş, boyunduruk, boyundurukta dizletme, tek dalmada kurtuluş, dalarken baskı, kazkanadı boşaltması, kazkanadından sıyrılma, koltuk altına girmek, karşılıklı paça kasnak, çift çaprazda çift paça kapmak, arka çaprazdan sıyrılmak, paça kasnaktan sıyrılmak ve karşılıklı kaldırma haraketleri
Yerdeki oyunlar ise şu şekil sıralanabilir:
Hücum Oyunları: Sarma, tek sarma, sarmada çoban bağı, iç kazık, dış kazık, dış kazıkta gerdanlama, paça kasnak, ters kepçe, sarmada kolla yaslama, oturak kündesi, diz kündesi, şak kündesi, ters sarma, iç kazık ters paça
Savunma Oyunları: Sarmayı bozmak, sarmada yan kılçık, sarmadan dönme, sarmada dolu paça kasnak, sarma kündede rakibin ayak bileğinden tutarak kündeye geçmek, yerde kol bastının karşılığı, sarmada dönerken gırtlaklama, sarma ve kündede dolu kalkmak, ters kepçeden kurtulmak, şakta bilek kapmak, şakta bilek kaparak kol bastı, kemanede sırta sayvant, kemanede aşırma suretiyle kalkmak

KIRKPINAR GÜREŞ AĞALARI ve BAŞPEHLİVANLARI

1.Kırkpınar Güreş Ağaları
1950 yılından günümüze Kırkpınar güreş ağaları
1950 Edirneli Murat Şener
1951 Edirneli Murat Şener
1952 Edirneli Murat Şener
1953 Edirneli Nurettin Manyas
1954 Edirneli Yaşar Yardımcı
1955 Edirneli Mehmet Çardaktan
1956 Edirneli İbrahim Bildik
1957 Edirneli Hüseyin Özakıncı
1958 Edirneli Ahmet Merter
1959 Edirneli Ahmet Merter
1960 Edirneli Salim Doğramacılar
1961 Edirneli Hilmi Atakan
1962 Edirneli Muhittin Ağaoğulları
1963 Edirneli Ali Rıza Keleşoğlu
1964 Edirneli Hasan Vatan
1965 Edirneli Hakkı Meriç
1966 Edirneli Muzaffer Bilge
1967 Çanakkaleli Muzaffer Şahin
1968 Çanakkaleli Muzaffer Şahin
1969 Karamürselli Gazanfer Bilge
1970 Karamürselli Gazanfer Bilge
1971 İstanbullu Celal Hacı Eyüboğlu
1972 Babaeskili Doğan Görkey
1973 Tokatlı Hamit Kaplan
1974 Samsunlu Şevki Alan
1975 Akyazılı Zülküf Karabulut
1976 Akyazılı Zülküf Karabulut
1977 Edirneli Murat Şener
1978 Tekirdağlı Sebahattin Tekcan
1979 Bandırmalı Süleyman Özmercan
1980 Edirneli Cemal Pul
1981 Edirneli Mehmet İriş
1982 Edirneli Ali Ayağ
1983 Edirneli Ali Ayağ
1984 İstanbullu Mustafa Bilgin
1985 İstanbullu Mustafa Bilgin
1986 İstanbullu Halil Kılıçoğlu
1987 Samsunlu Hasbi Menteşeoğlu
1988 Bursalı İbrahim Çayla
1989 Malatyalı Kemal Özkan
1990 Çanakkaleli Murat Köse
1991 Bayburtlu Alper Yazoğlu
1992 Bayburtlu Alper Yazoğlu
1993 Bayburtlu Alper Yazoğlu
1994 İstanbullu Oğuzhan Bilgin
1995 Tokatlı Hüseyin Şahin
1996 Tokatlı Hüseyin Şahin
1997 Tokatlı Hüseyin Şahin
1998 Tokatlı Hüseyin Şahin
1999 Babaeskili Ayhan Sezer
2000 Emin Doğnasoy
2001 Mustafa Saruhan Adına Oğlu Murat Saruhan
2002 Mardinli M.Sait Yavuz
2003 Necdet Çakır
2004 Edirneli Mustafa Altunhan
2005 İzmitli Adem Tüysüz
2006 İzmitli Adem Tüysüz

2.Başpehlivanlar
Cumhuriyet döneminden itibaren Kırkpınar güreşlerindeki başpehlivanlar ise şunlardır.
1924 Arnavut Benli Abdullah
1925 Geçkinli Yusuf Pehlivan
1926 Edirneli Kara Emin
1927 Manisalı Rıfat
1928 Kandıralı Kayakçı Ahmet
1929 Gastirvalı Mülayim Pehlivan
1930 Bandırmalı Kara Ali
1931 Bandırmalı Kara Ali
1932 Bandırmalı Kara Ali
1933 Bandırmalı Kara Ali
1934 Gastivarlı Mülayim Pehlivan İle Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1935 Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1936 Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1937 Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1938 Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1939 Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1940 Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1941 Tekirdağlı Hüseyin Alkaya
1942 Kurtdereli Mehmet
1943 Babaeskili İbrahim Esdi
1944 Hayrabolulu Süleyman
1945 Babaeskili İbrahim Esdi
1946 Sındırgılı Şerif Pehlivan
1947 Düzceli Çolak İsmail Atay İle Hayrabolulu Süleyman
1948 Kuleli Mustafa Pehlivan
1949 Sındırgılı Şerif Pehlivan
1950 Hayrabolulu Süleyman
1951 İzmitli İrfan Atan
1952 Balıkesirli Tarzan Mehmet
1953 İzmitli İrfan Atan
1954 Samsunlu İbrahim Karabacak
1955 İzmitli İrfan Atan
1956 Samsunlu İbrahim Karabacak
1957 Bandırmalı Hasan Acar
1958 İzmitli Adil Atan
1959 Samsunlu İbtahim Karabacak
1960 Samsunlu İbtahim Karabacak
1961 Sındırgılı Mehmet Ali Yağcı
1962 İzmirli Kara Ali Çelik İle Sındırgılı Mehmet Ali Yağcı
1963 Adapazarlı Sezai Kanmaz
1964 Sındırgılı Mehmet Ali Yağcı
1965 İzmirli Kara Ali Çelik
1966 Ordulu Mustafa Bük
1967 Ordulu Mustafa Büku
1968 Ordulu Mustafa Bük
1969 Babaeskili Nazmi Uzun
1970 İzmirli Kara Ali Çelik İle Karamürselli Aydın Demir
1971 Hasan Şahin
1972 Arap Mustafa Yıldız
1973 Ordulu Davut Yılmaz
1974 İzmirli Kara Ali Çelik
1975 Yarıda Kaldı
1976 Karamürselli Aydın Demir
1977 Karamürselli Aydın Demir
1978 Karamürselli Aydın Demir
1979 Sabri Demir
1980 Muğlalı Mehmet Güçlü
1981 Arap Mustafa Yılmaz
1982 Denizlili Hüseyin Çokal
1983 Denizlili Hüseyin Çokal
1984 Denizlili Hüseyin Çokal
1985 Sabri Acar
1986 İbrahim Gümüş
1987 Recep Kılıç
1988 Recep Gürbüz
1989 Saffet Kayalı
1990 Karamürselli Ahmet Taşçı
1991 Karamürselli Ahmet Taşçı
1992 Karamürselli Ahmet Taşçı
1993 Karamürselli Ahmet Taşçı
1994 Karamürselli Ahmet Taşçı
1995 Karamürselli Ahmet Taşçı
1996 Karamürselli Ahmet Taşçı
1997 Karamürselli Ahmet Taşçı
1998 Cengiz Elbeyi
1999 Karamürselli Ahmet Taşçı
2000 Karamürselli Ahmet Taşçı
2001 Ankaralı Vedat Ergin
2002 Hasan Tuna
2003 Kenan Şimşek
2004 Samsunlu Recep Kara
2005 Karamürselli Ahmet Taşçı
2006 Antalyalı Osman Aynur

SONUÇ
Kırkpınar yağlı güreşleri Türk Milli Kültürünün vazgeçilmez esaslarından birisidir. Eskisi gibi değer verilmesede yağlı güreşler günümüzde halen devam ettirilmekte ve gelenek görenekleri korunulmaya çalışılmaktadır. Amaç, Kırkpınar kültürünü bilmek ve ona değer vermeyi gerektirmektedir. Şayet kültürden bir nevi de olsa kopma yaşanması millet özelliğimiz yavaş yavaş kaybetmemize neden olur.

KAYNAKÇA
AYAĞOĞLU Ali, Türklerde Spor Geleneği ve Kırkpınar Güreşleri, Divan Yayınları, 1983, İstanbul
Edirne İl Yıllığı 2005, T.C. Edirne Valiliği, 2005, Edirne
SERTOĞLU Murat, Rumeli Türk Pehlivanları, Kültür ve Turizm Bakanlığı. 1986, Ankara

Çalışmayı hazırlarken benimle birlikte çalışan arkadaşlarım Muzaffer Uğur Doğru ve Volkan Nane’ye teşekkür ediyorum..

7 Yorum

Yorum Yaz:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir