Güneşli Bir Güne Merhaba

İçimden yazmak geldi bu sabah itibari ile. Sabahın 7’sinde çalan telefonum alarmı akşamdan biraz alkollü olmanın da verdiği etkiyle bir ara kendi kendime “Gitme lan okula” desem de, amcaoğlu Osman’ın kapat şu alarmı demesiyle alarmımızı beş dakika erteledik. Sonra mı? Sanırım o beş dakikayı hatırlamıyorum, kayıt sil….

Sus…

Bu arada amcaoğlu Osman dediğimiz kişi benim sınıf arkadaşım, soy isimlerimiz aynı, baba adlarımız aynı ve hatta doğum tarihlerimiz bile aynı. O yüzden amcaoğlu yani 🙂

Sabah saat 08:24, kulağımda bir el. Abdil yine beni aynı metod ile uyandırıyor. Elime alıyorum telefonumu ve odaya vuran güneşi düşünerek kısa bir kaç dize yazıp yolluyorum Clemente’ye. Sonrası acil ihtiyaç molası…

Muhammet ile Osman’da uyanır bir koşu asansöre binilir 8 kat aşağı inmek için. Volkan’ın ise pireleri hala uçuşuyordu ben en son odaya girdiğimde..

8 kat inilir ama o da ne? Asansörün kapısı açılmaz ve geri çağrılan asansör ile 8 kat yukarı çıkılır. Bu cennet ile cehennem gibi birşey olsa gerek 🙂

Daha sonra asansördeki insan sayısı 4’e çıkar ve üniversiteye doğru yol almak için şehir içine binilir. Kulaklıklar takılır ve sabah sabah Cumali…

Sonrası fakülte ve kantin. Domuz sıkısı demli bir çay ile güne merhaba denilir ve dersliğe geçilir. Konu hala sorsalar net bir cevap veremeyeceğimiz “Tarih Nedir?”. Wow müthiş bir şey bu. Dersten çıkılır ve fakülte kantininde hoca ile bir kaç muhabbet, rektörlük yolunda Greenpeace’e destek için gelen telefon. Güne güzel başladığımızı var sayıp gerekli maddi destek verilir. (Baba her ay kredi kartından 10 lira çekecekler, biliyorum sen bu yazıyı okumuyorsun ama hesap özeti gelince gerekli açıklamayı yaparım. Not: Kredi kartlarımdan ikisinin borcunu babam ödemektedir çünkü)

ve eve gelirken Clemente’nin sesi duyulur uykulu uykulu ve ama bir o kadar da hoş bir tonda… Günün anlam ve önemi olmasada özeti aktarılır ve ev. Küçük bir kahvaltı ve sonra “Tarih Nedir?” adlı kitabı sipariş etmek için oturulan internet. Aklıma esen yazma isteği ve bu yazı, boğazımda küçük bir iç gıcıklaması, çayı ısıtsam iyi olur.

Adı geçen kişilerden

  • Abdil: Sınıftan arkadaşım, namı diğer “Dayım”
  • Muhammet: Oda bizden. Saçları kesince biraz … benzemiş ama olsun alışmıştık onun saçlı sakallı haline. “Efe” kullanıcı adı ile bloğuma şiirleri ile destek veren kardeşim.
  • Volkan: Bizim sınıftan ve en hamaratlımız. Gerçi son hamaratlığı uyumaktı ama olsun.
  • Osman: Yazıyı okuduysanız anlamışsınızdır.
  • Clemente: Aşk hikayemin sonlandığı yerde yeniden açan bir papatya o.

Bu arada Antalya’ya bahar geldi sanırsam 1 Mart itibari ile ve 28 Şubat’ta yeniden amca olmak çok güzel bir duygu

Yorum Yaz:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir