Çocukluk İşte

Keşke hep çocuk kalsaydık, saklambaç oynardık. Sen kalbime saklanırdın çoğu zaman ben ise seni hemen sobe’lerdim. Ne çocukluksa işte sen ebe olduğunda da bende gelir senin kalbine saklanırdım. Çocukluk işte. Ateşim yükselirdi o zamanlarda da sana karşı ama adını bir türlü koyamazdı kimse. Soğuk algınlığı derlerdi bende inanırdım. Çocukluk işte. Bizim evin önünden aşağıya doğru koşardık seninle, yarışırdık. Kim birinci olursa onun dediğini yapacağız diye de iddaa’ya girerdik. Aslında iyi bir koşucu olmama rağmen hep sen birinci olurdun. Buna izin verirdim çünkü senin isteklerin benimkisinden daha güzel oluyordu. Tepelere çıkıp gökyüzüne bakıyorduk seninle, el ele tutuşuyorduk ya. Sonra hafiften gülümsüyorduk. Çocukluk işte. Sen elimi tuttuğunda sanki yer sallanıyor gibime geliyordu. Kalbimde sana karşı anlamını kavrayamadağım bir kıpırtı işte. Doktorlar kalp krizi riski olduğunu söylediler bana o yaşta, ahmaklar! bilemediler ki, benimkisi aşk krizi idi. Şimdi gözlerimi kapatıp geçmişe gidiyorum da keşke tuttuğun bu elimi hiç bırakmasaydın. Keşke seni hiç bir zaman sobelemeseydim de yıllarca kalbimde saklansaydın…

Sabah sabah uykulu gözlerle yazma isteği geldi. Bendeki de çocukluk işte…

Yorum Yaz:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir