0

Çandarlı Vezir Ailesi – Kitap Özeti

Yazar : İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI

Hazırlayan: İbrahim Yılmaz (20070306048)

Çandarlı Vezir Ailesi

Ord. Prof. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI’nın yazmış olduğu bu kitap ana hatlarıyla 4 bölümden oluşmaktadır. Eserin sonunda 20 adet resim, 13 belge fotokopisi ile 3 adet de soy kütüğü bulunmaktadır.

Kitabın 1. bölümünde çandarlı ailesinin menşei hakkında bilgiler yer almaktadır. Ailenin adı tarihi kaynaklarda Cenderî, Candarlu, Candarlı, Çandarlı, Çandarlu veya Cendereli olarak geçmektedir.

Ailenin nereli olduğuna dair 2 tane görüş vardır. Bunlardan birincisi aile arasındaki inanışa göre, Eskişehir ve Seyitgazi taraflarından olduklardır. İkincisi ise Müstakim-zâde’nin eserinde de belirttiği gibi bu ailenin Karaman beldelerinden Sivrihisar’ın Cendere köyünden olduğudur. Ailenin, Eskişehir iline bağlı Nallıhan’ın Cendere köyünden olduğu ihtimali kuvvetlidir. Fakat günümüzde böyle bir köy yoktur. Bununla birlikte köylerin isimlerinin zamanla değişebileceği veya tarih içerisinde zamanla yok olma ihtimalleri de unutulmamalıdır. Çünkü geçmişte tarihi kaynaklarda böyle bir köyden söz edilmektedir.

Kitabın 2. bölümünde Halil Hayreddin Paşa hakkında bilgiler yer almaktadır. Halil Hayreddin Paşa’nın kadılığından vezirliğine kadar olan dönemde Kara Halil, vezirliğinden sonraki dönemlerde Hayreddin Paşa olarak anıldığı belirtilmektedir.

Halil Hayreddin Paşa Ahi teşkilatına mensup birisidir. Aynı zamanda Şeyh Edebali’nin de akrabalarındandır. Hocası Orhan Gazi’ye ilk vezir olan Alâeddin b. Hacı Kemaleddin’dir. Hocası vezir olunca Halil Hayreddin Paşa’yı da kadılık görevine getirtmiştir.

Kara Halil, Bilecik, İznik ve Bursa kadılığı görevlerinde bulunmuştur. Bilecik kadılığı sırasında düzenli ordu teşkilatı için ortaya attığı fikirle “Yaya” adlı ilk Osmanlı düzenli kuvvetlerinin kurulmasına öncülük etmiştir. I. Murad döneminde ise, Konyalı Rüstem Paşa’nın askeri kayıplar konusunda kendisine ilettiği düşünceden yola çıkarak, “Yeniçeri Ocağı” adlı devşirme askeri sisteminin kurulmasını sağlamıştır.

I. Murad döneminde sınırların genişlemesiyle birlikte kazaskerlik makamı oluşturulmuş ve bu göreve ilk olarak getirilen kişi Çandarlı Kara Halil Paşa olmuştur. Kazaskerlik görevi boyunca Halil Hayredin Paşa askeri ve mali teşkilatın düzenlenmesi konusunda önemli rol oynamıştır.

Kazaskerlikten vezirliğe geçiş tarihi net olarak bilinememektedir. Kaynaklarda tarihler 1364, 1365, 1370 yıllarını göstermektedir. Ayrıca onun ilk Osmanlı veziri sayılmasının nedeni de vezirlik göreviyle birlikte beylerbeyliği yani ordu kumandalığı görevinide sürdürmesinden dolayıdır. Fakat bilinen ilk Osmanlı veziri kendi hocası Alâeddin b.  Hacı Kemaleddin’dir.

Hayreddin Paşa Osmanlı’nın aşiretten devlete geçiş sürecinde önemli rol oynamış bir isimdir. Beylerbeyi sıfatıyla birçok fetih harekâtında bulunmuştur. Avrathisar’ını, Selanik’I, Ohri’yi, Draç’ı ve bunların ardından Kroya ve İşkodrayı zapt etmiştir. Daha sonra Kroya ile İşkodra Venediklilere Sultan I. Murad tarafından geri verilmiştir. 1386 yılında I. Murad Karaman seferine çıktığı sırada Rumeli’yi idare görevinde bulunan Halil Hayreddin Paşa Serez’de vefat etmiştir. Oğlu Ali Paşa tarafından naaşı İznik’e defnettirilmiştir.

Kitabın 3. bölümünde Halil Hayreddin Paşa’nın yaptırmış olduğu eserlerden söz edilmektedir. Halil Hayreddin Paşa, İznik’te meşhur Yeşil Cami’yi, Serez’de Kurşunlu Cami’yi, Gelibolu’da Eski Cami’yi yaptırmıştır. Bu camilerin kitabelerinde de adı Hayreddin Paşa olarak geçmektedir.

Kitabın 4. ve son bölümünde ise Halil Hayreddin Paşa’nın oğullarından ve neslindeki diğer önemli kişilerden söz edilmektedir. Halil Hayreddin Paşa’nın üç tane oğlu vardır. Bunlar Ali Paşa, İlyas Paşa ve İbrahim Paşa’lardır. Uzunçarşılı bunları yaş olarak değil de devlet kademelerinde işlerine göre aktarmayı uygun bulmuştur.

İlyas Paşa, Halil Hayreddin Paşa’nın ikinci oğludur. Diğer kardeşleri ilmiye mesleğinde bulunurken kendisi askeri hizmette yetişmiş, sancakbeyi ve beylerbeyi görevlerini yürütmüştür. Kosova muharebesine katılmış ve Yıldırım Beyazıd döneminde vefat etmiştir. Evlatları, çandarlı ailesinin Serez kolunu teşkil etmektedirler. Kabrinin nerede olduğu bilinmemektedir. İznik’te bir zaviye yaptırdığı, bu zaviyenin masraflarını karşılamak için de hamam, bahçe ve bostan vakfetmiş olduğu bilinmektedir.

Ali Paşa, Halil Hayreddin Paşa’nın en büyük oğludur. Kazasker oluş tarihi net olarak belli değildir. 1381 yılındaki Karaman seferi sırasında kazaskerlik görevinde bulunduğu ise bilinmektedir. Nitekim kazaskerlik görevi muhtemelen 1381 yılından önce başlamış olması kuvvetlidir. Bu sefer esnasında ise vezirlik makamına yükseltilmiştir. Babasının ölümüyle birlikte vezir-i azamlığa yükselmiştir. Askeri alanda başarılara sahip bir kişiliktir. Özellikle Bulgaristan’ın istila edilmesinde komuta görevi Ali Paşa’da olmasından dolayı bunu anlamaktayız. Kosova savaşında Sultan I. Murad’ın yanında yer almıştır.

Yıldırım Beyazdık döneminde bu görevini yürüten Ali Paşa, Ankara savaşında beklemede kalınmasını istemiş fakat önerisi kabul edilmemiştir. Savaş esnasında ise savaşın kaybedileceğini anlayınca Emir Süleyman Çelebi’yi Bursa’ya kaçırmıştır. Emir Süleyman’ın hükümdarlığını ilan etmesinde de önemli bir role sahiptir. Çok kurnaz bir siyasetçi olarak tarihe geçmiştir. Çünkü Çelebi Mehmed’i bile gönderdiği bir takım haberler ile kandırmayı başarmıştır. 1406 yılında ise vefat etmiştir. İznik’e babasının yanına defnedilmiştir.

Halil Hayreddin Paşa’nın üçüncü oğlu ise İbrahim Paşa’dır. Ankara Savaşından sonra Edirne’de Musa Çelebi’nin yanında yer almıştır. Osmanlı’nın on yılda bir Bizans’tan aldığı vergiyi almaya İbrahim Paşa’yı göndermesi onun kadılık görevinde bulunduğunu göstermektedir. Fakat İbrahim Paşa, İstanbul’dan Bursa’ya geçmiş ve Çelebi Mehmed’in hizmetine girmiştir. Önce kazaskerlik görevine getirilmiş, daha sonra ise vezirlik makamına çıkartılmıştır.

II. Murad’ın amcası Mustafa Çelebi olayı ile uğraşması sırasında ona yardımcı olan ve Mustafa Çelebi’nin ortadan kaldırılmasında destek olan İbrahim Paşa, 1421 yılında ise vezir-i azamlığa getirilmiştir. Divan işlerinde Hacı İvaz Paşa ile görevlendirilen ve yetkilendirilen İbrahim Paşa, Hacı İvaz Paşa’nın bertaraf edilmesiyle divanda geniş haklara sahip olmuştur. Devlet işlerinin bir hükümdar edasıyla yürütmüş ve II. Murad’ın tam güvenini kazanmıştır. 1429 yılında ise vefat etmiştir. Kabri İznik’te Osmaneli kapısının iç tarafındaki yeni caddede bulunmaktadır. İznik’te de İbrahim Paşa’nın bir sarayı olduğu bilinmektedir.

İbrahim Paşa’nın ölümüyle üç oğlundan biri olan Halil Paşa kazaskerlikten direk olarak vezir-i azamlığa getirilmiştir. Sultan II. Murad’ın vefatına kadar bu görevde bulunmuştur. Padişahın mutlak vekili olarak da bu görevini yürütmüştür. II. Murad’ın Bizans’a olan baskısını bir nebze de olsa yumuşatmak için girişimlerde bulunmuştur. Çünkü ona göre Bizans’a aşırı baskı yapmak olası bir haçlı seferinin başlangıcı demektir ve Halil Paşa bunu önlemeye çalışmıştır. Özelikle II. Murad’ın Bizans imparatorunu Avrupa seyahatine gitmesine izin vermemesine rağmen Joannis’in bu seyahate çıkmasından rahatsız olan II. Murad, İstanbul’u muhasara etmek istemiştir. Fakat yapılan istişarelerde yukarıda da belirttiğim gibi Halil Paşa olası haçlı seferinden çekinerek olumsuz görüş bildirmiş ve görüşü kabul edilmiştir.

II. Murad’ın Macarlar ile anlaşarak saltanattan çekilme kararı alınca buna engel olmaya çalışan Halil Paşa, bunu başaramadı ve yegâne şehzade II. Mehmet, 1444 yılında Edirne’de tahta çıktı. Molla Hüsrev’de kazaskerliğe getirildi. Lalası Zağanos Paşa’nın telkinleriyle hareket eden küçük padişah, sürekli emirler vermeye başladı. Bu durum ise Halil Paşa’nın bağımsız hareketlerine engel oluyordu. Halil Paşa artık iyice sıkılmış olduğu bu durumdan Macarların anlaşmayı bozmasıyla kurtuldu. Zira II. Murad tekrar ordunun başına komutan olarak geçti. 1444 Kasımında Varna Savaşını kazanan II. Murad Edirne’ye döndüğünde küçük padişah II. Mehmet hal edilerek Manisa sancağına gönderildi. II. Murad böylece ikinci defa tahta geçmiş oldu.

Bir seneye yakın olarak tahta kalan II. Murad tekrar tahtı oğlu II. Mehmed’e bırakarak Manisa’ya çekildi. II. Mehmed’in bu seferlik hükümranlığı ise birkaç ay sürdü. Zira Edirne’de çıkan bir yangında ayaklanan yeniçeriler paşaların bile konaklarını yağmaladılar. Bu durumda Halil Paşa başta olmaz üzere bazı ileri gelen devlet adamları II. Murad’ı gizlice tahta davet ettiler. II. Murad bu daveti tereddüt etmeden kabul etti ve av bahanesiyle geldiği Edirne’de II. Mehmed hal edilerek tekrardan Manisa Sancağına gönderildi.

II. Murad’ın son beş yıllık döneminde eskisi gibi bağımsız hareket eden Halil Paşa, özellikle II. Kosova Savaşında, düşman Eflak prensini kandırıp savaştan çekilmesini sağladı ve Osmanlıların galip gelmesine neden olan bir olaya imza attı. II. Murad’ın ölümü ile Halil Paşa Manisa’ya haber yollayarak II. Mehmed’i tahta davet etti. II. Mehmed tahta çıktığında ise Halil Paşa’ya duyduğu kini unutmuş gibi yaparak onu makamında bıraktı. Zağanos Paşa ise vezirliğe getirilerek birçok yetki verildi ve Halil Paşa bir nebzede olsa ikinci plana itilmiş oldu.

İstanbul’un kuşatılması konusunda II. Mehmed’in fikrine ters düşenlerin başında ise Halil Paşa geliyordu. Özellikle kuşatma esnasında ilk başlarda ortaya çıkan durum ve engellenemeyen dört Avrupa gemisi Halil Paşa’yı iyice endişeye düşürmüştü.

Nihayet 29 Mayıs 1453 Salı günü İstanbul fethedildi. Padişah’ın huzuruna gelen Bizans’ın en büyük adamı Notaros II. Mehmed’e, senin adamlarından bazıları söz ile, mektup ile bizlere padişahtan korkmayın, o size tahakküm etmeyecektir demişti. Bu sözleri II. Mehmed, Halil Paşa’ya atfetti. Bu sözler ışığında kendisini iki kez tahtan indirten adama karşı da kini bulunan padişah, Halil Paşa’yı ortadan kaldırmak istiyordu. Zaten bunu kafasında planlayan II. Mehmed, padişahlığının başlarında istikrar edememekten ve Halil Paşa’nın gücünden çekiniyordu. Fakat İstanbul’un alınması ve yukarıda belirttiğim sözler ile Halil Paşa’yı fetihten birkaç gün sonra sorgulayıp Edirne’ye yolladı ve ardından Halil Paşa idam edildi.

Eserin kalan bölümlerinde ise Halil Paşa’nın servetinden, eserlerinden, kardeşlerinden ve diğer akrabalarından söz edilmektedir.

Yorum Yaz:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir