Günlük

Acıya Alışmak Mı Lazım? Direnmek Mi?

Sevdiklerini birer birer kaybetmenin acısını yaşıyorum şu sıralar. Yıllar önceydi, ilk kaybedişim bir Nisan ayında yaşanmıştı. Akşam mutlu gördüğüm dedemin sabah cenazesindeydim. Ağlamıyordum, ağlamak istiyordum ama içimde tutuyordum. Erkek adamdım ben ağlamazdım. O günden sonra kalbim nasırlanmış gibi oldu. Belki de dedemin vadesinin gelmiş olduğuna olan inancımdan dolayı böyle bir ruh haline bürünmüştüm. Sonraki yıllar sevdiklerimi hızlı bir şekilde almadı.

5 yıl sonrasında çok fazla görüşmesek te babannemi kaybettim. O dedem kadar koymadı bana. Görüşmüyorduk fazla ama üzülmüştüm lan sonuçta. Sıra birilerine gelecek diye. Aklımda hep sıradaki kim olacak, ben mi yoksa bir başka büyüğüm mü diye düşünüyordum. Hep akraba olarak gördüklerimi nedense sıralamada tutuyordum.

En son ne mi oldu. Sevdiğim bir abimi kaybettim. Akrabam değildi ama ailemizden biri gibiydi. Yıllarca aynı sofrada yemek yedik. Yeri geldi beraber içtik, dertleştik. Kurban bayramında aradığımda evde değildi, ziyaret edemedim. Oysa ki her bayram görüşürdük. Hanımına selam söyle uğrarım dedim, uğrayamadım. Ne zaman yola çıkacak olsam, helalleşirdik. Bu kez onu gerçekleştiremedik. Ve o aniden göçtü gitti bu dünyadan. Acısını bıraktı, anılarını bıraktı. Cenazesine bile gidemedim, son kez hakkımı helal edemedim. İşte bu yüzden içim yanıyor. Yalnızlığı ta derinden yaşıyorum vesselam.

Telefondaki ismine bakıyorum, birlikte çekildiğimiz resimlere bakıyorum. Ulan Mehmet abi hakkımı helal ediyorum da bu son yaptığın “Minik” şakayı nedense hazmedemiyorum..

mehmet-dalkiran

Yorum Yok

    Bir Cevap Yazın