Online Yüz Tasarlama

Bir çok blogger sitesinde logoda kullanmak üzere bir insan karakteri olsun ister ve kimi zamanda bu karakterin kendi yüzüne benzemesini talep eder. Ancak bunu yapmak çoğu kişi için zordur. Grafik bilgisi olmayanlar zaten bunu başkasına yaptırırlar yada hazır olanları kullanırlar. Yada bugün rastladım daha böyle bir siteye, buraya girip kendi yüzlerine benzer bir insan karakteri yapabilirler.

Site: Face Your Manga burada en üst menüden Create yazan yere tıklıyorsunuz ve başlayın yüzünüzü yapmaya. Başarılı şeyler ortaya çıkarabilirsiniz. Ben kendim hızlı bir şekilde şu sağ tarafta gördüğünüz gözlüklü karakteri yaptım. Keçi sakalım var diye o şekilde bir sakala başvurdum. Ancak aşağıdaki karakterlere baktığınızda birilerine ne kadar benzediğini göreceksiniz ve bence kendinizi ortaya çıkarmak için daha çok çaba sarf edeceksiniz.

Dağ (Bir Ölür Bin Diriliriz)

Öncelikle merhaba, bir film hakkında yorum yapmak pek haddim değildir aslında. Ancak Dağ filmini gerçekten merak ederek gittim sinemaya. Gittim ve yorumlarımı sizlerle paylaşmak istedim. Filmde çocukluğu ve gençliği sıkıntılar içerisinde geçmiş, annesini kaybedince askere gelen Bekir ile İstanbulda yaşayan varlıklı bir ailenin oğlu olan Oğuz’un kısa dönem askerlik hikayesini anlatmaya çalışmışlar.

Filmde belki de en haklı gördüğüm nokta, Oğuz karakterinin askerliğini bedelli yapmayı reddedip kısa dönemde olsa askere gitmeyi tercih etmesiydi. Türk milletinin asker millet özelliği belki de bu şekilde en iyi anlatılabilirdi. Film biraz durağan gitse de Bekir ile Oğuz’un hayatlarından geriye dönük kesitlerin sunulduğu kareler bence seyirciye aşılanmak istenilen milliyetçi duyguyu önledi.

Daha önce yer almış başka bir asker filmi olarak Nefes ile karşılaştırdığımda filmin daha az bir popülariteye sahip olabileceği kanısındayım. Askerlikteki kardeşlik diye tabir edilen kavramın en can alıcı bir şekilde de ortaya çıktığı yer olan, Oğuz’un Bekir’in hayatını kurtarması da bence en önemli noktalardan biri.

Filmde beğendiğim bir diğer nokta ise karakterlerin doğallığıydı. Normal hayatta nasıl konuşuyorsak iki karakterde bu doğallığı görmek mümkün yani. Öyle süper bir film denilemez ama kendini izlettirebilecek bir yapıda.

Çakallarla Dans 2 – Fragman

İlk filmini en az 3-4 defa izlemiştim. İkincisi ise 7 Aralıkta vizyona giriyor. Fragmanlarının izlenme sayısı 3 milyonu aşmış bakalım film o kadar hasılat yapabilecek mi ama ben ilk olarak izlemeye gidenlerden olacağım diyebilirim.

Orhan Gencebay – Aklım Takıldı

Ne oldu bilmiyorum ama son zamanlarda bu şarkıya takmış durumdayım arkadaş. Alıp beni buralardan bir yerlere götürüyor gibi ama bir türlü gittiğim yeri kestiremiyorum. Sanki 1960’lı yıllarda yaşamışımda şimdi geçmişe yolculuk özlemi duyan ihtiyar biriymişim gibime geliyor. Orhan Baba da veriyor inceden ayarı. İçmeden bizi sarhoş ediyor..

Dün gece hep seni seni düşündüm
Söylediklerine aklım takıldı
Uykumda bir sağa bir sola döndüm
Alaycı gülüşe aklım takıldı

Yüzünde şüpheli bir anlam vardı
Bana ne dediysen sanki yalandı
İçimi tarifsiz bir korku sardı
Aşkımı düşündüm aklım takıldı

Açık konuş benle doğruyu söyle
Nedir bu tavırlar bu gidiş böyle
Bir yanlışlık yaptım demedin amma
Şeytana uydun mu aklım takıldı

Aklım takıldı fikrim takıldı
Yeşil gözlerine aklım takıldı

Sevdim diyorsun gerçek mi bilmem
Söz veriyorsun bunla yetinmem
Geleceğe dönük hayallerimize
Durun biraz dedim aklım takıldı

Beni sevmeye mecbur değilsin
Sen bir gerçeksin yalan değilsin
Belki bir aşkla kalan değilsin
Gururum coştu aklım takıldı

Belki sana göre eski kafayım
Bir aşkla yetinen anlayıştayım
Belki isteyip de yapamadığın
Zorluklardayım aklım takıldı
Anlat bana seni aklım takıldı

Aklım takıldı fikrim takıldı
Yeşil gözlerine aklım takıldı

24 Kasım – Buruk Öğretmenler Günü

24 Kasım 1981 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal’in doğumunun 100. yılında bu günün Öğretmenler Günü olarak kutlanılması kararlaştırılmış. Kararlaştırılmış kararlaştırılmasına da aradan geçen 31 yıl boyunca öğretmenlik ne hale gelmiş acaba..? Aslında mesleğe olan bir şey yok da. O kutsal insanlara verilen değerin artık çok düşük olduğunu herkes biliyordur. Bizim çocukluğumuzda babamın sınıf öğretmenime ‘Eti senin, kemiği bizim‘ dediğini çok iyi biliyorum. Şimdiki zamanda ise öğrencisini azarladı diye öğretmenlere demediğini bırakmayan veliler var ülkemizde.

Bu günün normalde benim hayatımda da önemli bir yeri vardı. Ne kadar atanamasam da bende elimde diplomam ile bir öğretmenim. Kutlayamıyorum bu özel günü. Kader. Aslında biraz fazla çalışmak gerekiyordu ama ülkemizdeki gerçekliği de göz ardı edemezdim. Malum branşın verdiği bir handikap diyelim biz buna atama sayımız düşüktü bu mutluluğu tadamadık. Sağlık olsun. Mesleği bu kadar küçük gören iktidarlar ve politikaları düşünsün.

24 Kasım, bir başka yanıyla da önemli bir gün aslında. Mustafa Kemal’in Atatürk soyadını aldığı tarih bu. Başöğretmenimizin ışığında, her ne kadar artık alan dışı çalışsakta, bir gün mutlaka öğrencilerimle buluşacağım. Belki gönüllü öğretmenlik ile olur bu ne dersiniz? İlla karşılığında ekonomik bir şey beklemek mi gerekli? Öğretmenlik zaten kutsal bir vatan görevi değil mi? Tüm öğretmenlerimizin, öğretmen olarak atanan ve atanamayan arkadaşlarımın günü kutlu olsun.