Oğuzhan Uğur – Terbiyesizim

Son zamanlar dinlediğim belki de en güzel şarkılardan birisiydi. Klibi de çok beğendim. Oğuzhan Uğur’un çalışmalarını da takip etmeye başladım ve çalışmaları takdire şayan.

Şarkı sözleri ise şöyle..

Kaç senedir hiç yok tadım

Dolmuyor yerin ah be kadın

Kaç senedir hiç yok tadım

Dolmuyor yerin ah be kadın

Yüz sene geçse ne olur yani

Yine özleyeceğim illaki

Bin sene geçse ne olur yani

Seni özleyeceğim illa ki kikiki

Artık ondan hayır yok sana

Etrafında fazla dolaşma

Artık ondan hayır yok sana

Etrafında fazla dolaşma

Dolaşsan da nolacak yani

Zerre kadar sevmiyor seni

Dolaşsan da nolacak yani

Karakterli ol uza haydi didididi

Ama özledim biliyorum pek karaktersizim

Yine de özledim her yüzde onu arıyor gözlerim

Ya sevgilisi aşkı olmuşsa nişanlanmışsa ya evlenmişse

Bana ne özledim anlıyorum ben terbiyesizim

Kime ne özledim keşke son bir kez daha görseydim

Onca yıl geçmiş seni hatırlamaz www.sendeyim.com

İçindeki özlem onu bağlamaz

Ama Çok Özledim www.sendeyim.com

Tek birikimi aşk acısı öpüyor onu başkası

Tek birikimi aşk acısı öpüyor onu başkası

Öpmeyip de ne yapacak yani konuşturma beni ablası

Öpmeyip de ne olacak yani söyletme beni ablası sısısı

Ama çok özledim biliyorum pek karaktersizim

Kime ne özledim her yüzde onu arıyor gözlerim

Onca yıl geçmiş seni hatırlamaz

İçindeki özlem onu bağlamaz www.sendeyim.com

Bana ne özledim anlıyorum ben terbiyesizim

Kime ne özledim her yüzde onu arıyor gözlerim

Ya sevgilisi aşkı olmuşsa nişanlanmışsa ya evlenmişse

Bana ne özledim anlıyorum ben terbiyesizim

Kime ne özledim keşke son bir kez daha görseydim

Onca yıl geçmiş seni hatırlamaz

İçindeki özlem onu bağlamaz

Photoshop Pürüzsüz Cilt Yapımı – 2

Daha önce bu konu ile ilgili bir yazı yazmıştım ancak bu seferki çalışmamız bir photoshop eklentisi ile olacak. Öncelikle photoshop için gerekli olan şu eklentiyi indirelim. Şunu da belirtmek isterim ki eklenti ücretli ve siz şu an için deneme sürümünü indirip kurabilirsiniz. Eklentiyi full isteyen arkadaşlar yazının altına yorum yazdıklarında, yazmış oldukları mail adresine serialin de bulunduğu eklenti adresini yollayabilirim.

Eklenti adresi: http://www.imagenomic.com/pt.aspx

Eklentiyi indirip kurduktan sonra öncelikle düzenlemek istediğimiz fotoğrafımızı photoshop ile açıyoruz. Ben netten bir fotoğraf buldum. Adriana Lima’nın makyaksız haliymiş sanırım 🙂 Neyse işlem çok basit olduğu için ben yazıda biraz karakter fazlalığı olsun istiyorum diye böyle boş boş konuşuyorum 🙂

Yapılması gereken şey: Filter > Imagenomic > Portraiture yolunu izlemek.

Ekrana lisans penceresi gelirse accept diyerek bunu kabul ediyoruz. Ekrana yeni bir pencere gelecek ve bu pencerenin sol tarafındaki alandan gerekli ayarları yapıyoruz.

Sonra Ok deyip çıkıyor ve resmimizi kaydediyoruz. İşlem bu kadar.

Sonuç:

Komşuda Pişer Bize de Düşer

Havalar çok sıcak, bir o kadar da uluslararası arenadaki sıcaklık da düşmek bilmedi. Uzun zamandır siyasi bir konuda yazmamıştım. Ama bir değinmek istedim bugün.

Tarih 2003, Amerika Irak’a giriyor ve milyonlarca kayıp, sene 2005 Bölgesel Kürt Yönetimi oluşturuluyor ve Irak’ın kuzeyi Kürdistan olarak adlandırılan özerk bir yapı ile şekilleniyor.

Tarih 2010 Aralık, Tunus’da Arap Baharı adını verdiğimiz isyanlar silsilesi başladı ve başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bir çok devlet demokratikleşme adı altında bu isyanlara her türlü desteği verdi. Sonuçta ne oldu ülkelerde rejimler değişti, savaşlar yaşandı. Sonuç yine sayısı tahmin edilemeyen insan kayıpları ve hala da devam ediyor.

Tarih 2012 ve güney komşumuz Suriye de Esed yönetimi ile muhalifler arasında çatışmalar gittikçe artıyor. Muhaliflerden Suriye Demokratik Birliği (PYD) Suriye’nin kuzeyini ele geçirmiş durumda ve PYD’nin PKK ile olan bağlantısı biliniyor. Yani bundan sonrası için komplo teorileri üretmeye hiç gerek yok. Durum çok açık ve net belli.

PYD ve PKK birleşecek dahası Irak nasıl 3’e bölündü ise muhtemel olarak Suriye’de bölünecek ve Suriye’nin kuzeyinde bölgesel bir Kürt yönetimi de oluşacak. Iraktaki yönetim ile bir birleşme yaparlar mı yapmazlar mı şu an için bilemeyiz lakin, birleşme olsa da olmasa da sıra bir gün İran ve Türkiye’ye gelecektir.

İran’da dış güçlerin işleri biraz daha karışık olabilir diye düşünmekteyim zira İran’ın batısında Türkmenler ağırlıkta olduğu için burada kolay kolay bir hakimiyet kurmak zor olur.

Türkiye’ye gelince. Muhtemelen Bölgesel Kürt Yönetimi Türkiye’den toprak talep edecektir ve savaş Türkiye’nin kapısına kadar gelecektir. Devletimizin benim kanaatimce bu yönde yapması gereken tek şey, Suriyedeki muhalifleri desteklemeyi bırakmak ve kendi iç işlerine dönmektir. Ayrıca kısa sürede terör sorununa kalıcı bir çözüm getirecek faaliyette bulunmalıdır. Buda Pkk ile sıkı bir savaş ile olacak iştir. Öyle 2 şehit verdik operasyon yapalım meselesi değildir.

Sanırım sinirlerim biraz zıplıyor yazımı burada sonlandırıyorum. Allah yardımcımız olsun, devletimizin yöneticilerine biraz daha sakinlik ve sağduyu versin 😉

Sanırım Eskiyi Özledim..

Yıllar geçti üstünden, insanlar değişti gitti ve özlemlerin tadı tuzu değişti. Geçen gün liseden bir grup arkadaş buluştuk, eskiyi yad ettik. Eskiyi hatırlamak gibi güzel bir şey yok yani. Kimi zaman eğlenceli anılar, kimi zaman hüzünlü. Eşit Ağırlık sınıfında iken sınıfın sağ arka köşesinde oturan bir arkadaşım ile sınıftaki iğrençliklerini hatırlamak, şu ne yaptı buna ne oldu, şunun çocuğu olmuş, şu evlenmiş muhabbeti yapmak bile güzel. Aklında bir anda lise üniformaları ile yaşadığın anılar. Bir an o üniformaları giyip tekrar sınıflara gitsek diye düşünmüyor değil insan.

Unutmaya yüz tutmuş şeyler de gün yüzüne çıkıyor. Yukarıda söz edilen arkadaşa vermiş olduğumuz bir sözü hatırlattı bana. Bir iddiaya girmişiz zamanında ve ben kaybetmişim..:) Beyaz eşyasına hemde 🙂 Kolay mı beyaz eşya almak şimdi öyle.. Neyse inşallah atanırsam onun için bir kenara para atayım da ne olur ne olmaz.

Kimisi atandığı için onların okullardaki ilk maceralarından konuştuk durduk. Hala okuyanların ise artık üniversiteden sıkıldıklarını öğrendik. Ama şu bir gerçekti ki bu buluşmada herkesin yüzünde tatlı bir tebessüm vardı. Kahkahalar kimi zaman yükseldi, kimi zaman “vay be” neler yapmışız denildi.

Çok aktif bir öğrenci olduğum için arkadaşların hafızasında sanırım çok iyi yer edinmişim ki bir çoğu lisedeki önemli anılarımı hatırladı. Kimseler ile lise anında paylaşmadığım bazı şeyleri de paylaşınca onların yüzlerindeki merak duygusunun nasıl arttığını da gözlemledim. Tabi benim bilmediğim şeyler de oluyormuş arada okulda. Annem gibi sevdiğim bir hocamın benlik bir durum olduğunda “yine ne var” deyişleri varmış sınıfta ama nedense kimse bunu zamanında söylememişti bana. Şimdi hocam beni buradan hiç duymayacak ama ben ona çok çok teşekkür ediyorum. Beni hep kolladığı ve sevdiği için. Manevi annemdi sanki ya. Bir sorun oldu mu hemen çeker şöyle yap böyle yap diye akıl verirdi. Okul tiyatrosunda beraber çalışmış olmamızın da verdiği bir bağ vardı arada.

Neyse velhasılı kelam bu akşam arkadaşlar ile 101 oynamaya çıktık ve tarih öğretmenimi gördüm parkta. Biraz konuştuk öyle ayak üstü lafladık ve iyice eskiyi özlediğimi fark ettim. Bir gün kararlaştırıp arkadaşlarla güzel bir buluşma yapmayı düşünüyoruz da zaten. Daha neler çıkar o zaman. Neyse şimdilik kaçtım ben blogcan..:) Görüşürüz..:))

Buda bizim sınıftan bir kareydi o zamanlar için 🙂

Bayıltmadan Olmaz Abi

Hastaneye karşı bir fobim var, o kadar çok fazla olmasa da.. Şimdiye dek çok fazla işim olmamıştı hastanelerde, 2 kez ameliyat 1 kez kol kırma, 1 kezde aşırı üşütüp acile kalkma dışında. Midemden rahatsızlığım var ki bu yaklaşık 5 yıl önce patlak veren bir durumdu. Bu son zamanlarda ağrıları da baya bir arttı. Neyse dedim bir gideyim hastaneye randevuyu aldım devlet hastanesinden.. Ama abi burası devlet hastanesi çileler biter mi? Bitmez.

Dahiliye polikliniğinden aldığım randevu için yarım saat öncesinde hastaneye gittim ve randevuyu onaylayacak kişi, doktorun izinli olduğunu, randevuları yanlışlıkla verdiklerini belirtti. Ne yapmam gerekli diye sorduğumda bana bir hafta sonraya randevu alın diye de akıl verdi..:)

Bilgi işleme gidip derdimi anlattığımda randevumu Genel Cerrahi’ye aktardı. Doktora yaklaşık olarak 3-4 saat sonra ulaştım. Muayenenin ardından endoskopi yapılacağını söyledi. Endoskopi bölümüne gittim bir form verdiler doldurmam istenildi, gece aç kal sabah gel denildi..:)

Eyvallah dedim gelelim mideme hortum sallayıp görüntüler alacaklar almasına da bu fikir başta ee ne var bunda gibi gelse de, yanımda kanlı muhabbetler edilince midesi kalkan ben, hastaneye gittiğimde büyük şoku yaşayacağımı nereden bilebilirdim.. Zaten açlığın vermiş olduğu halsizlik ve uykusuzluğun üzerine, benden önce endoskopiye giren bir beyefendinin böğürmeleri duymam bende kaygı düzeyini tavan yaptırdı. Beyefendinin işi bitti dinlenmesi için yan odaya aldılar ve bana da damar yolu açtılar. Damar yolu açılmasına nedense dayanabiliyorum önceden ona da dayanamıyordum..:)

Sonra beyefendiden bir fikir alayım dedim ve “nasıl oluyor?” diye bir soru sordum. Beyefendi boğazın uyuşturulduğunu ancak mideye doğru sallanan hortumun içeride hareket ederek yemek borusuna falan değmesinin böğürmelere neden olduğunu söyledi. O anda sanki beynimde şimşekler çaktı ki başım dönmeye başladı ve anneme seslendim. Yan tarafta yatan bayanın ise çocuğun yüzü sarardı bayılacak dediğini duydum. Annemi yanımda hissettiğim anda gözlerim kapanmıştı. Gözümü açtığımda hasta yatağına alınıyordum ama burnuma da ayılmam için keskin bir koku veriyorlardı. Hemşire bir yandan iyi misin diye sorarken ben kendimi kaybedip bayılmanın vermiş olduğu ifade kafamı anlamsızca sallıyordum..

Hemen anneme ben yaptırmayacağım dedim.. Hemşireler biraz dinlen ve karar ver dedikten sonra herkes işte bir şey olmaz 2 dakika dayanacaksın deyip durdu ancak ben bir kez karar vermiştim. Hele ki bayıldıktan sonra kolay kolay bir daha böyle bir işe kalkışmazdım.

Fizik tedavide babam vardı ve o da çıktı geldi, yok bana da yaptılar şöyleydi böyleydi. Ulan dedim küçük çocuğa gaz mı veriyorsunuz sanki ben koca adamım gelir miyim gaza.. “Baba senin bünyen farklı benim ki farklı olmuyor öyle” dedim kurtuldum. Gerçekten de öyleydi babamın parmakları kesildiğinde Alaşehir’den İzmir’e sevk etmişlerdi onu ve yaklaşık olarak 5-6 saat babam sağlam eliyle kesik elini tutarak durabilmişti. Kesik el dediğimde sol elinin orta, yüzük ve serçe parmaklarının ekmek dilimi gibi yandan makineye kaptırılması ile oluşan bir görüntü yani. Ben burada tarif ederken bir acayip oldum… Aynı durumda ben olsam 2 dk demez bayılır giderdim.

Sonra damar yolu için takmış oldukları iğneyi söktürdüm ve yaptırmayacağımı doktora bildirdim ayrıldım hastaneden.

Bazı hastanelerde bu endoskopi işini hastayı bayıltarak yapıyorlarmış, ben zaten bayılmaya hazır bir tipim, o yüzden diyorum ki bayıltmadan olmaz abi. Önce bayıltın sonra kesin biçin ses etmiyorum ben 🙂 Yoksa benim için bir çile yani bu durum, elden ameliyat olduğumda dikişlerimi alırlarken bayılmış, üstelik istifra etmiştim.. Kamera ile sünnet çekimine gittiğimde hafif bir kan görüp bayılmıştım. Akvaryumu temizlerken bileğimde yarım santimlik bir çizik olup kanadığında bayılmıştım. O yüzden yeniden diyorum “bayıltmadan olmaz abi”..

Anlatamazsın Bazen

Kusura bakma sevgilim, ben benimle mutlu ol diye sevdim seni. Bensiz mutsuz ol diye değil..! Zaten ben değil miydim seni mutsuzluktan çekip alan.. Şimdi ayrı ayrı olmanın ne manası var ki..? Seni incittim kırdım ama bil ki bir o kadar da bende kırıldım.. Neyse o konulara girmeyeceğim.. Şimdi hayatımızı sikip attığımızı oturup konuşalım ne dersin?

Uzaktayız, birbirimizi kırdığımızda ancak mesajlar ile duygularımızı aktarabiliyoruz ama bu kadar karamsarlıkta duygular bile gitmiyor, kelimeler nasıl insanın boğazına dizilir kalır ya duygularımı da o telefondaki 10 tuşa basarak dile getiremiyorum ben. Hele bir de normalde bir mesaja saniyeler sonra cevap veren senden saatlerce cevap gelmeyince, kıçına tekme vurulan bir orospu çocuğu olduğumu düşünüyorum. İstenilmeyen ama varlığını hissettirmeye çalışan, dünyaya tutunmaya çalışan.

Mesajlarıma cevap gelmeyeceğini söylemen ise ayrı bir paranoya ve aklımda o andan itibaren silmeye çalıştığım şarkılar. Uzun zamandır dinlemediğim şarkıları dinliyor ve soyut bir aşk masalına uzanıyorum. Tutun ellerimden ve çekin beni de o masala diye haykırıyorum. Alsana işte piç diye bağırıyorum bana oradan bakıp duran şerefsiz cüceye..

Sesim kısılıyor, sessizce ağlıyorum. Göz yaşlarım nedense terse akıyor anlıyorum ki bu dünya bana dar geliyor. Beynim sulanmış bir durumda, acılarımı cebime katıp senden af diliyorum..

Ve o anda eski bir şarkıda son nakarat şu şekilde haykırıyor..

Götür beni eski bir şarkıda uyuyan
Güzel Muraşka’ya… Paryoşa
Paryoşa beni hiç bırakma
Al yanına…
Paryoşa aşkı getir bana
Dudaklarımla doyurdum
Mavilere boyadım onu
Paryoşa… Paryoşa
“Uyuyo Muraşka”