Değişiklik

Öncelikle blogcan sende büyük bir değişiklik meydana getirdik. Uzun domainimizi bıraktık ve ibocan.net’e 301 yönlendirmesi yaptık.. 2012’ye kadar bu durum böyle gitsin, 2012’de ibrahim-yilmaz.info ise bir cv, bir kaç fotoğraf, sosyal medya bağlantılarımın ve iletişim bilgilerimin olduğu sade bir site olarak yoluna devam edecek.. Onun tasarımını ise biraz daha farklı bir şey olsun diye düşünüyorum ama yine de büyük konuşmayayım, kpss yoğunluğundan belki de hiçbir şey yapamayacağım ama inşallah öyle olmaz. Bloğa, internete, rakıya balığa da vakit ayırmak istiyorum ben çünkü..

Tasarımında da biraz değişiklik yaptık ve seni renklendirdim. Sana her bakışımda içimin kararmasını da istemedim çünkü, basitinden benim olabilecek bir logo meydana getirdim.. Logonun neyi anlattığını sormak gibi bir duruma düşmezsiniz inşallah 🙂 Eski konularımıza bir göz attım da onlardaki hataları değiştirdim bir çok konuda thumbnail çıkmıyor onu da çözmek lazım.. Ortam ayarlarından olabileceği kanısındayım zira onun ayarlarını değiştirmiştim ben 🙂

Neyse birazcık temanın sahibi olan değerli kardeşim iso ile şamata gırgır yapmaktayım.. Bir yandan da tema ile ilgili fikir alışverişi yapıyoruz.. 🙂 Neyse şimdilik kısa bir içerik oldu ama kahvaltı etmem lazım blogcan.. Sonra işlerimi halledip bilet alayım. Manisa otobüsüne emanet vereyim, bilgisayarımı toplayayım falan filan çok işim var anlayacağın.. Antalya beni bekler artık.. Ne yapacağımı da çok bilmiyorum ama bulacağız artık bir iş güç..

Sa Sa SaçMa MaLa MaCa

Ölüyorum, görmüyor musun?
Senden kilometrelerce uzakta yaşayabilmenin ne mantığı olabilir ki, hadi kilometreyi geçtim, bir oda ötemde bile olsan hasret yağlı urganı boynuma geçiriveriyor ve soluk alış verişim bir anda değişiyor.. İmdatlar, haykırışlar gelsene be, gelsene.. Hiç olmazsa kapının ardından ölümümü izlesene..

Susuyorum, bir süre etrafı dinliyorum.. Sanki hoca şimdi minareye çıkacak ve essela diyerek başlayacak beni anons etmeye.. Heyecanlanıyorum acaba ölsem, hani oldu da öldüm diyelim, ağlar mısın? Yoksa vefasızlık dediğimiz soyut duyguyu bana da tattırabilir misin? Lan mal mıyım? Ölünce nasıl tadacağım derken kendime geliyorum..  Kalkıp koca bir bardak kola alıyorum ve fazladan glikoz depolaması yapıyorum.. İşte şimdi kendime geldim..

Duvarlar sanki üstüme geliyor, hepsi ibne bunların. Birde fıstık yeşili olacaklar, iç açacaklar.. Keşke siyaha boyatsaydım duvarları.. Odanın her köşesine spot kırmızı mor ışıklar koysaydım, duvarları kana bulasaydım bir intihar hecesiyle..  Hiç olmazsa onlar karanlıkta tecavüz ederler duygularıma, hasretimi geçici olarak unutturabilir belki.  Özledim işte lan, böyle saçma sapan yazmamın başka sebebi yok.. Çık gel, bir gece daha seninle uyuyayım.. Arka fonda sevişirken dinlenesi Djon Maya çalmalı hiç aralıksız.. Tenim teninde dinlenmeli.. Ne o korktun mu sevişirken dedim diye? Ahmaklaşma lütfen, gözlerim gözlerine bakınca da bir sevişme eylemini kusursuzca yerine getirmiş oluyor.. Bu yüzden kutsuyorum gözlerimi, cenneti önüme getiriyor diye.. Oysa sen beni aforoz etmeye çalışıyorsun.. Çok ayıp..!!

Bu İş Böyle Yürümez Beyler!

Uzun zamandır siyasete değinmiyorum, çünkü ne benim yazmam, ne de bir çok arkadaşımın haykırışları yetmeyecek, illa oy veren ellerden birilerinin canı yanacak ki öğrenecek.. Gün geçmiyor ki televizyonda, internette  şehit düşen mehmetçiklerimizden sürekli haberler.. Bir yandan analar feryat figan ediyor, yürekleri yanıyor, diğer yandan birileri Ortadoğu’da barış elçiliği yapmaya çalışıyor.. Bir ziyaret esnasında karşısında titreyen gence, “biz İsrail’den başka kimseyi titretemedik” diye afilli laflar etmeye çalışıyor.. Hadi be ordan, hadi be ordan. İsrail’i titretmekmiş, sen daha git de doğuda güneydoğu’da haince saldırılarda bulunan, batı bölgelerimizde orman yangınlarına sebep olan terör örgütünü titret.. Ulan eşkiya şehre indi, insanlar iyice tedirgin oldu..

Geçen gün kuzenimin düğünü için Afyon’a gittim. Bir çok uzaktan akrabamız mevcut orada ve konu babamın biraz sivri dilliliği ile her yerde siyasete mutlaka geldi.. Bir tek eniştem bizimle aynı görüşte fakat diğer herkes iktidar partisinin yanında.. Neymiş, adam çalıyor ama yapıyormuş.. Ulan neden hırsıza devlet emanet mi edilir. Onu geçtim neymiş, Manisa’dan Afyon’a gelene kadar yollar dubleymiş. Tamam çok güzel, iktidar partisini bu yönden tebrik ederim.. Fakat ülkenin milli değerleri nerede? Kimlerde? Benim garip köylümün ondan haberi ne olsun ki. Okumaz etmez, biraz dindar gördüğüne oyunu basar.. İki vakit namaz kılmak, eşine başörtüsü taktırmak değildir dindar olmak dediğimde aaa ben komunist! oluyorum nedense.. Ben iyi okumamış oluyorum.. Tabi ben boşa okudum hep, niye okuduysam artık. Gider iki vakit namaz kılar, biraz sakal salıp, ampüle sığındım mı olurdu bu iş. Hatta devlete sırtımı dayardım bile..

Beyler bu iş böyle yürümez, gelin bizde imana! gelelim.. Ulan biz mi yanlışız diye kendimden tereddüt ediyorum.. Birileri çıksın ekranlarda ahkam kessin, bir yandan yârine, anasına doymamış gençlerimiz vatan uğruna şehit olsun.. Adalet değil, Türk devleti bu zamana kadar hiç olmadığı kadar zor bir süreçte.. Uyanın biraz ismimizi siliyorlar, Mustafa Kemal’i unutturmaya, milli bilinci köreltmeye çalışıyorlar..

Aklınızı kullanın, ama görüşlerinizi satmayın..

Karmaşık Duygular ve Ben

Uzun zaman sonra kendimi bu kadar karmaşık duygular içerisinde hissetmedim desem yalan olmaz hani.. Öylesine alıştığım bir durum vardı ki, sevgilim ile dolu dolu 5 gün geçirmenin mutluluğu tarif edilemezdi hani.. Ve bugün yola koyulup Alaşehir’e ailemin yanına geldim, kalan eşyalarımı alıp Antalya’ya dönmek için.. Sanki kalbimi söküp aldılar.. Şu anda saat gece 03:34 ama ben uyuyamıyorum.. Zira 5 gün kokusuna doyamadığım sevgilimden uzakta uyumak çok zor geliyor bana.. 5 gün boyunca sevgilim ve değerli arkadaşları benim ne kadar doymaz bir insan olduğumu anladılar sanırım.. Çünkü 3 saatte bir karnım acıktı deyip bir şeyler yemek içmek gibi bir durumdaydım.. 6D sinema keyfini de hep beraber yaşadık, görüntü mükemmeldi yani..

En güzeli de sevdiğimin film izlerken bana sarılı bir şekilde uyumasıydı.. En komik olanı ise bir sabah uyandığımda sevdiğimi oda arkadaşının yatağında görmem, sonra uyumam, uyanmam ve sevdiğimi görememekti odada 🙂 Önce lavaboya sonra salona gidip sevgilimi bulamamak içime acaba markete mi çıktılar düşüncesini getirmişti ki odaya geri geldiğimde sevgilimi yatakta uyuyor bir durumda buldum :)) Acaba sevdiğim uyur gezer mi diye düşünmedim ama şimdi düşünüyorum.. 🙂 Tek kişilik yatakta iki kişi uyunmayacağını da anlamış oldum böylece.. Zira biraz deli dolu yattığım için garip sevdiğim benden uzak bir yatakta uyumayı tercih etti..

Ve şimdi evimde tek kişilik yatağımda uyuyamıyorum.. O yine şöyle gözümün ucuyla görebileceğim bir yerde yatsa, hiçte fena olmazdı ki 🙁 Zaten akşam akşam Ferdi aradı ve KPSS muhabbetini açtı bana.. Baba ben 5 gündür başladım çalışıyorum falan filan.. İçimi kararttı. O değil, adam bu seneyi değil seneyi soruyor ikide bir.. Seneye ne yapacaksın diye.. 🙂 E be oğlum şu sene bir geçsin değil mi 🙂 Bakıcaz başımızın çaresine.. Neyse, eve geldim ve bilgisayarımı özlemişim.. Hemen bloğuma girsem de yazıyı baya geç yazıyorum.. Takip ettiğim blogcu arkadaşlarıma göz attım biraz.. İlerleyen zamanlarda da bloğu taşıyacağım artık.. Ya ibocan‘a yada yeni bir domain’e bilmiyorum.. Domain önerisi olan varsa da iletebilir..

İnşallah bu yeni eğitim öğretim senesi öğrenci olmasam da iyi geçer.. KPSS denilen illetten tek celsede kurtulmak istiyorum..

Zakkum – Anason

Belki de dostlarla kurulan bir masa bu kadar güzel anlatabilirdi. Zakkum’un Anason adlı şarkısı bu aralar en çok dinlediklerim arasında.. Antalya’ya gelince daha da bir dilime düştü.. Sözleri şöyle..

Dokunsalar ağlayacaksın
Ama hiç dokunmuyorlar
Biçare bakan gözlerin bırak kanasın..
Gücüne gitsin şarkılar..

Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer
Masadan eksiliyor dostlar

Aklın ilk göz ağrısında
Hatırlıyor mu seni hala ?
Dikiş tutmayan bu büyük yara
Bazı geceler kanıyor hala..

Bilirim, gidenler ölünmez ama
Kalanlarla da yaşanmıyor…

Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer
Masadan eksiliyor dostlar

Sessizce aktı gitti yıllar
Seni hiç uyandırmadan…
Ve bir sabah uyandığında
Kalmışsın tek başına

Artık son bir dalga beklerim..
Alıp beni de götürsün diye…

Klipte konuk oyuncu olarakta Kurtuluş Şakirağaoğlu oynamakta.. Orkestradakiler ise

Klarnet: Mustafa Cihan Aslan
Perküsyon: Mert Baycan
Bendir: Özgem Özden
Ud: Sercenk Külah

İyi dinlemeler diliyorum herkese

Yeniden Antalya!

Evet okul bitti mezun oldum gitti ama Antalya benden gitmedi, dahası ben Antalya’dan gidemedim. Formasyon için Antalya’nın yolunu tutacağım birazdan.. Bu yaz iş güç, ev taşıma derken bloğa hiç bir şey yazamadım desem yalan olmaz.

Bu yaz yapılanlar kısaca şöyle..

  • İşleri ele almak ve kamera kayıtlarının başına geçmek
  • Ev taşımak yavaş yavaş 🙂
  • Askerliği 15.06.2013 tarihine kadar yeniden tecil ettirmek bunun için 5 kez Manisa’ya gitmek
  • Ramazandan önce küçük bir tatil. Kardeşim Efe’nin yanına Kuşadasına gitmek..
  • Afyon ziyareti yenice ve hala kızını gelin etmek.. (Ailede sıra bana geldi de geçti)
  • Bilgisayarların hepsini komple bakımdan geçirmek ki sanki internet kafe işletiyoruz anasını satayım.. (5 masaüstü 2 laptop)
  • Yeni alınan fotoğraf makinesi başında babam ile çok tartışmalara girmek..
  • Kardeşim Ferdi ile geceleri içmek..

Olanlar bundan ibaret sabah saat 7 gibi Antalya’da olacağım ve bir dersane ile iş görüşmem var.. İnşallah hayırlısı olur da ilk deneyimimizi yaşarız.. Öğretmen olmayı düşünmek bile çok farklı bir heyecan.. Bu yüzden saçı sakalı kestim :))