14. Uluslarası Akdeniz Gençlik Şenliği

İkinci dönem yeni başlamış da olsa 14. Uluslarası Akdeniz Gençlik Şenliği için hazırlıklar üniversite dahilinde başladı. İlk dönemin sonlarına doğru şenliğin bu seneki teması “Çevre” olarak belirlenmişti. Ben de o zamanlardan itibaren afiş yarışmasına girmek için beyin fırtınası yapıp duruyordum kendi kendime. Neyse üniversite yarışmayı başlattı ve slogan olarak ta “Yeşil Kampüs Mavi Akdeniz” sloganı seçilmiş, afişler buna göre yapılacak.

Afiş yarışmasına katılmayı isteyenler için bilgiler;

  • Akdeniz Üniversitesinde okuyan yüksek lisans öğrencileri hariç tüm öğrenciler katılabilir.
  • Bir öğrenci en fazla 3 adet afiş ile yarışmaya katılabilir.
  • Afiş 35*50 cm boyutlarında olacaktır.
  • Üniversitenin logosunu afişte kullanmak zorunludur.
  • Logo ftp://ftp.akdeniz.edu.tr/Araclar/Logo/ adresinden temin edilebilir.
  • Çalışmalar jpeg formatında tek CD içerisinde teslim edilecek ve CD içerisinde afişin farklı boyutlara dönüştürülebilmesi için eserin katmanlı (psd) veya vektörel (fh, cdr) halleride bulunmak zorundadır.
  • Her bir iser için bir rumuz belirtilmelidir.
  • Yarışmaya katılan tüm eserlerin hakkı Akdeniz Üniversitesine ait olacaktır.
  • Birinciye 750 TL ödül vardır.
  • Eserler en geç 17 Mart 2011 günü saat 17:00 kadar Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı Foto Film Merkezi Sorumlusu Osman Oktay BARKIN’a teslim edilecektir.

Ben çalışmalarımı hazırladım şu anda bitti fakat beynimde hala fırtınalar devam ediyor. Özellikle geçen sene yaptığım afişlerden birisinin komisyon tarafından çok konuşulmasını da öğrenince kendime biraz daha güvenim arttı. Zaten amacım üniversitenin şu sade olsun, t-shirtlere basılsın diyerek yola çıktığı mantaliteyi yıkmak istercesine cıvıl cıvıl afişler hazırladım slogana uygun şekilde. Çünkü sonuçta bu bir şenlik ve bütün bir eğitim – öğretim sezonunun sinirini stresini öğrenciler bu şenlikte atacaklar. Temanın da insanlara biraz pozitif enerji vermesi gerekli olduğu düşüncesindeyim. Ama yine de yarışma sonucunda iki çöp adam çizilen bir afiş birinci seçilir ise şaşmam.

Bu arada şenlik 17-21 Mayıs tarihleri arasında yapılacak ve sanırsam bu sene şenliğe katılacak sanatçı sayısı geçen senelere oranla daha az olacakmış diye duyumlar aldım.

Zaman Bilir Aşkın Büyüklüğünü

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş.Zenginlik, “Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.” Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:

Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir

Sacoğulları (Saciler) Hanedanı

Sâciler veya Sâcoğulları Hanedanı, Azerbaycan’da hüküm sürmüş bir devlettir. Sâcoğulları, yani Saciler hanedanı, kuzeybatı İran’daki bir halife hükümdar soyu idi. Bu aile, kültürel olarak Araplaşmış ve Abbasi hizmetindeki Soğdlar boyundan bir komutan olan Ebu’s-Sâc Dîvdad b. Yûsuf Dîvdest’in ailesidir.

Ebu’s-Sâc Divdad b. Divdest, Ebu’s-Sâc Dîvdad b. Yûsuf Dîvdest’in ailesidir. Ebu’s- Sâc muhtemelen 822–823 yıllarında, Ahmed b. Ebî Hâlid’in Uşrûsana’yı fethi üzerine ülkesini terk etmiştir.

Ebu’s-Sâc’ın 879 yılında vefatı üzerine geride iki oğlu kalmıştı. Bunlar; Muhammed el-Afşin ve Yusuf idi.

Ebû Ubeydullah Muhammed el-Afşîn’e babasının ölümü üzerine 880′de Mekke valiliği ve Haremeyn verilmiştir. 878 yılından beri Mekke’nin kontrolünü elinde bulunduran Muhammed el-Mahzumi’yi 880 yılında yaptığı savaşla bu şehirden çıkarttı ve onun hâkimiyetinde bulunan Cidde şehrini aldı.

Bu yazı Azerbaycan’da hüküm sürmüş bir hanedan hakkında bilgiler içermektedir. Çalışma şahsım tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.

 

[button label=”Tamamını Görüntülemek İçin Tıklayınız.” link=”https://ibocan.net/yuklemeler/2011/02/Saciler.pdf” target=”_blank” color=”blue” _fw_coder=”aggressive” __fw_editor_shortcodes_id=”edb579630de260ee99b69407b90e5b08″][/button]

Sebepsiz

Gözlerinin içine bakmak isterdim

Son  nefesimi verirken

Seni beklerken kaç takvim eskittim

Kaç yaz geçti sen yokken

Hasretimi kaç güne sığdırdım

Ben bile sayamadım

Artık hatırlamakta zorlanıyorum yüzünü

Ama gözlerini unutmadım

Son günümde, son nefesimde sensizim

Yana yakıla seni bekledim sadece

Yıllar değil sensizlik ağarttı şakaklarımı

Ölüyorum sensiz ve sessiz

Kimseye kırgın değilim

Hatta sana bile

Gücüm yettiğince zevk almaya çalıştım hayattan

Ama bunu başarabildim mi ? Bilmiyorum

Bildiğim tek şey var

Sensizlik her gün acıttı içimi

Gözlerimi senin yerine başka bir kadının yanında açtığımda da acıttı

Çok sevdiğin şarkıyı dinlerken de

Herşeyi öğrendim ama

Seni sen olmadan yaşamayı öğrenemedim

Bilirsin tek dileğim vardı hayatta

Sadece

Sadece kucağında ölmek isterdim

Bu şiiri sana yazdım tüm hasretimle

Ben yokken okursan eğer

Sakın ağlama

Çünkü ruhum hep yanında olacak

Meçhul Yolculuk

Sevda denizine her yelken açışımda alabora oldum.

Şansızlık mı bu bendeki yoksa kader mi anlayamadım.

Tam buldum derken onunla beraber hayallerimi de yitirdim.

Sebebini anlayamadığım,

Sonuç alamadığım o kadar çok şey var ki,

Nedenini bulmaya kalksam

Hayatı kaçıracakmışım gibi geliyor.

Biliyor musun tüm bunları yaşamışken

Ne kadar acı verdiğini biliyorken,

Sevda denizine daldım yine.

Tutamadım kendimi.

Önceleri bilmezdim sonumun ne olacağını

Ama,

Şimdi biliyorum.

Ya karşı limana demir atacağım

Yada alabora olup

İntihar eden balinalar gibi karaya vuracağım

Sana ihtiyacım var.

İzin ver de

Sığınayım gönlündeki limana