Antalya ve Ben

Antalya’ya geleli 2 gun oldu ve yorucu gunler geride kaldı diye duşunuyorum. 2 gundur ev arayıp durmak ve bu sıkıntıyı atlatmak en buyuk hedefimdi. Nihayetinde evi buldum. Artık eve temizlik yapıp girmesi kaldı bir tek. Eşya konusu biraz sorun olsada Allah’ın izniyle o da hallolacak insallah sonra neti aktarır, bilgisayarı getirir devam ederim yazmaya. Bu arada 2 sene daha Antalya’dayım. Formasyon 2 yılda tamamlancakmış. Boşa 1 sene beklicez yani… Neyse blogcan telefondan yazmak zor oluyor. Cafeden falan yazarım sana kısa surede…

İnternet Aşk’ı Öldürüyor…

Anarşik çocuk Beyaz güzel bir yazı yazmış ve okuduktan sonra da ben iyice düşüncelere daldım. Sözde Özne’nin yazılan yazıya yaptığı yorumun sonundaki ve Rockun’un yorumları aklıma çivilenmişti sanki. Sözde Özne’nin tabiri yazıma başlık oldu..

İnternet Aşkı Öldürüyor…

Ne kadarda doğru söylüyor… Daha önce hep bu net yüzünden sorunlar çıkıyordu. Lanet olası facebook deyip hesabımı dondurduğum günlerin sayısı çok az değil. Düşünsenize ne manyaklık ya. İlkokul arkadaşınız bir resim koymuş ve siz onu beğenmişsiniz. Duvarınıza bakan kız arkadaşınız direk bunu görüyor ve laf geliyor. İşte bilmemkimin resmini beğen sen zaten. Benim şu resmimi beğenmedin falan filan. Ee sen şu kızla ne mesajlaştın. Neden “canım” dedin ona =) Allah için bir grup açsak Facebook’da, Sevgilisiyle facebook yüzünden ayrılanlar veya tartışanlar diye abartısız sayımız kısa sürede artar. Tabi bunun için sevgilinizin olmaması lazım. Yoksa sevgiliniz varsa o gruba katıldığınızı görürse o da bir sorun teşkil eder demektir. Belkide vardır öyle bir grup. (Hemen bakıyorum)..

3 tane grup çıktı ortaya. =)) Demek ki yalnız değiliz bu yollarda… Ve sayılabilecek bir çok sebep var facebook’da tartışmak için… Atıyorum beğendiğiniz bir şarkı var. Mesela ben, Gizli Özne’nin “Özür Dilerim”, Murat Altınata’nın “Bitti Gibi” şarkılarını çok severim. Ancak paylaşmak biraz zor geliyor bana. Sonra bir ton sorular gelecektir. Hani sevgilinizden gelmese de, başkaları hemen atlar ortaya.

-Hayırdır ne oldu.

Haha 🙂

ve Rockun’un yorumuna gelince… Alıp aynını koysam sakıncası olur mu bilmiyorum. Zira içimden geçenlerin bir çoğu orada dile gelmiş.

Biliyor musun hani öyle böyle bir ilişki değilse yani gerçekten (2-3) yıl bir birliktelik yaşanmışsa ayrıldıktan sonra o profiller o kadar can yakıcı hal alıyor ki. Kim sormuş acaba bu soruyu, baksana gülmüş demek ki mutlu, hemen unutmuş beni, bu kızı neden eklemiş, bu kız niye canım demiş, neden fotosunu beğenmiş, twitterına baksana sürekli bir eğlence, paylaştığı müziklere bak hep parti havası. Oha beni hiç özlemiyor bu ! vs.
Ya da en ufak bir sözü üstüne alınma, hasta gibi her gün profillerini kontrol etme, her mesajını çözmeye çalışma…
Bunlar öyle canını acıtır ki severek ayrılmış bir insanın. Unutması zorlaşır, üzülür.
Bu yüzden bazen keşke diyorum olmasa bu internet. Böyle haber alamasak her an. Yine onun gittiği yerlere gidip görmeye çalışsak, bir tweetinde değil de bakışında arasak aşkı..
Özlesek ! ne yapıyor sorusunun cevabını düşüncek mesela bütün gece. Msnde değilde yolda karşılaşsak, sesinin titrediğini duysak, kokusunu hissetsek. Daha çok yaşasak yani aşkı. Aşk olduğunu hissetsek. Her şey daha güzel olurdu. Bu kadar çok sevgili değiştirmezdi insanlar. Bu kadar basit olmazdı aşık olmak ya da bitirmek.
Aşkın sanalı falan olmaz aşk aşktır ama aşkı böyle yaşamak aşka yakışmıyor bence.
uzattım sanırım : )

Ayrıldığınız sevgilinizin facebook profilini görmek için arkadaşların facebook hesabını kullanmak vs vs gibi bir çok şey. Oysa Rockun’un belirttiği gibi, bazen olmasa bu internet ve Beyaz’ın dediği gibi olmasa cep telefonu falan.

Abi şimdi harbiden aşkı yaşamak çok teknolojik oldu. Eskiden harbiden böyle değildi. Mesela ben lisedeyken o zaman Nokia 3410i vardı bir arkadaşta. Cep telefonu olmasa diyoruz ama. Ben o telefonda nokta nokta resim yapma özelliği vardı kalp yapar içine sevdiğimin ismini yazardım. O işlemleri bile yapmayı özledim. Her gece sevgilinin kapısının önünden geçmek vardı veya okul çıkışı onu evine kadar olmasa da kaçamak yollardan onu evine yakın bir yerlere kadar götürmek.

Ah ulan teknoloji, bari elini Aşk’tan çek…

Dipnot: Umarım yanlış anlaşılmaz bu yazı..

Türkiye Nereye Gidiyor?

Malumumuz 12 Eylül referandum sonuçları tamamen sonuçlanalı 2 gün geçti. İktidar partisinin istediği sonuç ortaya çıktı. “Evet”. Türkiye artık bununla birlikte bir dönüm noktası yaşadı diyebiliriz. Belki bir çoğumuz medyayı yakından takip ediyoruz. İşte artık Türkiye’de şunlar olacak, bunlar olacak deniliyor. Nedir bu olacaklar bizde ele alalım medyadan bir kaç örnek ile ve yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.

  • 1982 Anayasası bir 12 Eylül ile gelmişti ve 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının yolu açıldı. Destek verilen bir maddedir benim için diyorum ve kısa tutuyorum bu madde ile ilgili açıklamayı.
  • Anayasa Mahkemesine Cumhurbaşkanı artık 14 kişiyi seçecek ki bu tartışılır. Zira böylece Cumhurbaşkanının yetkileri arttırılmıştır. Hiçbir zaman bu mahkemenin hükümete veya başka bir siyasi güce yakın olması doğru değildir.
  • Yurt dışına çıkma konusunda yapılan değişiklik ile hakim kararı olmadıkça yurt dışına çıkış yasağınız yok denildi. Evet ben askerden kaçsam hakim kararı yok abi kaçarım ben ülke dışına artık yapılabiliritesi yüksek bir madde.

Seçimlerden önce çekilmiş bir video izlemişsinizdir belki ama İsmet İnönü’nün Chp’den ihraç edildiğini söyleyen muhabire o kadar üniversite gençliğinin verdiği cevaplar içimi kararttı. Oysaki benim annem, babam ilkokul mezunu ama İsmet İnönü ile ilgili bu soruya hemen verdikleri cevap “Şaka mı bu” oldu. Oysa şaka değil bir gerçek bu. Güzel ülkemin gerçeği. Ulan hiç mi Tarih dersi görmediniz diye böyle genç arkadaşlara tekme tokat dalasım geliyor.

Neyse benim asıl değinmek istediğim konu bu değildi. Seçimleri boykot eden, ülkemizde sandığa gitmeyen vatandaşlarımız da oldu. BDP adlı siyasi partinin yapmış olduğu boykot çağrısının etkili olduğu çok açık şekilde ortada. Bu parti artık Demokratik Özerklik diye bir şeylerden söz etmeye başladı. Sebepte belli. Boykot eden kesimin ırkı farklıdır diyorlar, dili farklıdır diyorlar. Bakın dikkatlice bakın ırkımız farklı diyorlar. Irkçılık yapanlar kendileri ancak nedense hep benim Türk Milliyetçisi olan kardeşim ırkçı olur, faşist olarak adlandırılır nedense. Demokratik özerklik verin kardeşçe yaşayalım derler değil mi?

Aslında bu insanlara istediklerini vereceksiniz. Nasıl mı?

  • Hakkari’de bir yatılı okulu patlattılar. Ana dilde eğitim verilsin. Çocuklarımız burada okumasın diye. Anadil dedikleri de ne olduğu belirsiz Farsça kırması Kürtçe.

Yukarıdaki gibi yaparak vereceksin istedikleri yerleri bunlara. Yol yaparsın Pkklılar gelir o yolu patlatır suikast düzenler bozar.
Okul yaparsın böyle patlatırlar yakarlar yıkarlar.

O yüzden bu coğrafyayı önce topa tutmak gerekir her şey sıfırlansın. Sonra da verin gitsin ne halleri varsa görsünler.

Diyarbakır’da Pkk bayrağı asılıyor boy boy binalara, ülkemin polisi taşlanıyor. Bilmiyorum bu ülkede bir terör örgütünün bayrağını açmak serbest mi değil mi? Daha araştırmasını yapmadım ben bilen varsa yazsın.

Herhangi bir siyasi partiyi desteklememekle birlikte, Mhp’ye şehit cenazesi üzerinden siyaset yapıyor deniliyor hep. Peki ya ölen bir kaç terörist için Bdp’nin milletvekilini cenazeye göndermesine ne demeli. Yani bu parti her zaman açıkça gidiyor onun propagandasını yapıyor yani. Ses yok değil mi?

Kısacası referandum ile başlayan bu çözülmede benim güzel ülkem göz göre göre parçalanmaya doğru yol alıyor. Sanmıyorum ki bu değişiklik sonrası birleşme sağlamayı dile getirenlerin yüzleri kızarmayacaktır.

Yüreği’m-in yüreğinden gelenler..<3

  • Oysa o kadar çok sey yazmak isterken susmak yakışmıyor bana.. Griye çaldım kimse görmesin yazdıklarımı.. Senden başka herkese yasak sözlerim, cümlelerim.. Unutma sevdiğim bunları bi anda söyledim.. ( 01.07.2010 – 02:18 )
  • Uzatsam ellerimi sana, sıkıca tutar mısın?.. Ya da seslensem sana beni duyar mısın?.. Yoksa kulağındaki çınlayan uğultular engel mi olur bunlara.. ( 01.07.2010 – 03:01 )
  • Evet dünya işte insanlar da hayatta aynı o bulutlar gibi değil mi.. Güneşli bi yaşamın varken bi anda kara bulutlar sarabiliyor etrafını.. Ama sen benim için o bulutları dağıtan meltemsin..:) (  21.06.2010 – 02:11 ) ( ”bugün hava çok sıcaktı fakat birden yağmur başladı..” diye atmış olduğum normal bi msja verilebilen en güzel cvp olsa gerek..:) )
  • Sanki sihirli bi değnekti sözlerin, ömrüme ömür katan.. ( 21.06.2010 – 02:24 )
  • Ruhumu dinlendiren, kalbimi dillendiren, beni mutlu edensin.. ( 21.06.2010 – 02:32 ) ( Benim artık yarı uyur halde okuduğum ve anlamını sabah kavrayabildğim bi msj..:) )
  • Başını yastığa koyduğunda insan bi çok şey hayal ederken, benim sadece seni hayal etmem bi rastlantı olmaktan öte.. ( 24.06.2010 – 04:32)
  • Karanlık gökyüzü ve dolunay yalnızlığıma ortak olmuşlar.. Hava hafiften serin ve sen düşüyorsun aklıma.. Tüm gürültüsünden uzaklaşıp bu şehrin, sana açıyorum kollarımı.. Kabul et diye tüm şirinliğimi yapıyorum çocukça.. ( 26.06.2010 – 01:15 )
  • Gökyüzündeki yıldızlara uzattım elimi bu gece uzandığım yerden.. Hepsi dağınıktı ama ben topladım bi araya, ismini yazdım.. Şimdi gökyüzü daha güzel ve yalnız bana özel.. ( 13.08.2010 – 23:38 )
  • Benli hayata açılmış gözlerinden yayılan parıltı güneşi kıskandırır.. Bu dünya 2. güneşi kaldıramaz aşktan yanar.. ( 15.08.2010 – 01:01) (Bu 01.01’i de yeni fark ettim..:) )
  • Bu geceyi sana boyadım.. Yattığım yatak sen, dokunduğum her şey sen.. Ve seni dolaştırdım odamda durmadan.. Odam sen kokuyor ben derin derin nefes alıyorum.. Üstümü örttüğüm şey sevgi bu gece, yastığım mutluluk.. ( 16.08.2010 – 01:11 )
  • Hayalin vurdu duvardaki saate az önce.. Akrep ile yelkovan gözlerine yaklaştıkları anda durdu.. Ben pili bitti sanmıştım.. Oysa sana bakarken kalbim durmuş.. ( 16.08.2010 – 01:26 )
  • Bir yaz gecesi serin rüzgarların esip rahatlatması gibi insanı, kalbimi rahatlatan sevgili.. Özledim seni.. ( 16.08.2010 – 23:23 )

Şimdilik bu kadar..:) (Sepya)

—————————————————————————————————————————

Bunları ben yazmışım 🙂 (İbocan)

Bunlarda resimlerin tamamı 🙂

[nggallery id=6]

Formasyon – Rezillik – Bekleyiş

Akdeniz Üniversitesi yetkilileri sanırsam biz öğrencilerin sabrını ölçüyor. Neden mi?

  • Tarih bölümü öğrencisi olarak öğretmenlik için gerekli olan formasyonun üniversite tarafından verilip verilmeyeceğini uzun süre merakla bekledik. Belki bunda Üniversite yetkililerin suçu yok denilebilir.
  • Formasyonun Üniversite tarafından verileceği Ağustos ayı ortasında açıklandı, okulun açılmasına 1 ay kala. Bir anda sevindik. Önümüzde bir ay var diye.
  • Ancak formasyon fiyatının belirsizliği konusunda ne yapacağımızı bilmeden yaklaşık 3 hafta bekledik.
  • Fiyat açıklaması Ramazan Bayramından hemen önce yapıldı. Okuyan öğrenciler için 1000 TL olarak.
  • Ne yapalım öğretmen olabilmek için bu fiyatı ödeyeceğiz dedik ama kötü olan yanı bu ücretin bir anda mı yoksa taksit ile mi yatacağı konusuydu. Üniversiteden hala bir açıklama yapılmış değil.
  • Formasyon başvuruları 8 Eylül’de açıklanacak denildi, bekledik 13 Eylül’e yani bugüne kaydırıldı.
  • Bir çok arkadaşım gibi bugün sabahtan açtık web sayfasını ve açıklamayı bekledik.
  • Beklenen açıklama öğle saatlerinde yapıldı ve işin şaşırtıcı yanı okuyan öğrencilerin durumları hakkında bir bilginin olmamasıydı.
  • Öğrenci İşleri Daire Başkanlığını aradık. Zira kesin kayıt hakkı kazananlar için 1000 liralık meblayı denkleştirmek gibi bir sorun vardı. Öğrenci işlerinin telefonu sürekli meşgul. Sanıyorum ki açık bırakmışlar.
  • Bir arkadaşımızın belirttiği gibiyse eğer 2-3 gün içinde açıklanacaksa tam bir sonuç almak için öğrenciler daha 2-3 gün daha mı bekleyeceğiz.
  • 4. Sınıfta okuyan öğrenciler için bu formasyon kaç senede tamamlanacak o konuda bile bir açıklama yok.

Neyse daha fazla sinirlerimi zıplatmadan yazıma burda son noktayı koyayım. İstediğimiz bir kaç küçük açıklama…

Hiç Gelme Gideceksen…

Usandık
Uslandık
Bu yağmurda
Yeter
Çok ıslandık

Yol olduk
Yok olduk
Bu yollarda aşınan
Hep biz olduk
Hep biz olduk

Kimler geçerken içimden
Bir sen vardın
Melekleri imrendiren
Hiç gelme gideceksen
Ürkek buz tanesi
Zamanın gelince
Eriyeceksen

Bir açtık
Bir solduk
Soluduk yıllarca
Tek nefes olduk
Bir vardık
Bir yoktuk
Bu yolları aşındıran
Hep biz olduk
Hep biz olduk

Kimler geçerken içimden
Bir sen vardın
Melekleri imrendiren
Hiç gelme gideceksen
Ürkek buz tanesi
Zamanın gelince
Eriyeceksen

Kelimelerle oynarken hep seninle
Kanattık kalplerimizi
Kanattık uçuran birbirimizi

Ne kaldı geriye
Ne kaldı
Ne kaldı
Geriye?

Kimler geçerken içimden
Bir sen vardın
Melekleri imrendiren
Hiç gelme gideceksen
Ürkek buz tanesi
Zamanın gelince
Eriyeceksen