“Eşşek” Kelimesi

Nacizane tanımlar kategorime bu gece yeni bir kelime ile girmiş bulunmaktayım. Kelimemiz “Eşşek”. Tabi bu benim tabirimle.  Bu kelime Türk Dil Kurumu tarafından şu şekillerde açıklanmış.

eşşekCeviz içinin ortasında bulunan ve içi ikiye ayıran sert madde.

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


eşşekElma, armut gibi meyvelerin yenildikten sonra kalan çekirdekli kısmı.

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


eşşek1.bk. eşelek (I)-1. 2.bk. eşelek (I)-2.

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


eşşekTarlaları su baskınından korumak için çalı ve taşlardan yapılan set.

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


eşşekAğaçtan yapılmış üç ayaklı bir çeşit merdiven.

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


eşşekEşek

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Tabi benim için bu kelimenin tek bir anlamı var 🙂 Karşımdaki şirin bayana söylenebilecek bana göre en güzel sözlerden birisi 🙂 Şimdi ne lan böyle bir hayvan ismiyle sevilirmi bir bayan demeyin 😀 Aynı pis kelimesi ile benzer özelliklerde olan bu kelime, benim bir sevgi göstergemdir. Belki bir çok kişiye pis desemde “Eşşek” kelimesi çok nadir kişilere söylenmiş bir kelimedir 🙂

Pis kelimesinde sarılamadığım kişiler için kullandığımı belirtmiştim, “eşşek” kelimesinde ise bu tamamen farklıdır. Önce pis sonra eşşek diyorsam bilinki o kişiye sarılmak sarıldıktan sonra sevgimi haykırmak istiyorumdur 🙂 Ya işte öyle birşey 🙂

Kumarda Kaybeden İbocan

Günlüğüm günlerdir yazmıyorum kendimden birşeyler. Ama yaptığım birşey yok biliyormusun aslında. Sabah ezanlarına kadar oturmaktan. Öğlene kadar yatmaktan. Akşama kadar boş boş dolanmaktan. Akşamda batak veya 101 oynamaktan başka. Düğün, kına, nişan işlerinde kamera çekmekten başkada tabi. Dün gece yine aynı işlerden sonra bizim çocuklar ile 101 oynamaya çıktık sonuç hüsran. Elimde kalan tek şey şu okey taşları oldu.

Tabi sonrasında biz birde tutturduk aga hadi bir de batak atalım. Süleyman herkes kendi bacağından asılsın ihale oynayalım demişti ama biz kaşındık yok ya eşli oynayalım zevki çıkar diye direttik. Ne diretirsin dimi ibocan 🙂 Oyun yine bende, dolayısıyla eşim Ferdi’de de kalmış oldu. Oyuna başlamadan önce Fatih, Ferdi’te Karo 10’u alnına yapıştırcam demişti. Nitekimde öyle oldu. Adisyonda bize kitlendi. Ferdinin lafına ise diyecek yoktu tabi.

Ulan a.q aşkta kazancam diye kumarda kaybedilir mi?

Bu lafa bittim zaten. Birde onu oyunları yazdığımız kağıdın altına yazıp adisyonuda önüme koyunca. Alnına yapışmış Karo 10 ile süper bir ilişki içine girdiler. Buyrun oda burda… Ama yok böyle bir tablo. Bi insan eksiden çıkamazmı hiç 😀

Kısa Kısa Düşsel Yazımlar – 2

Bir küçük cam kesiği gibi geldi acı ilk önce kalbime. Baktım ki, yüzsüz bir fahişe, en keskin bıçağı saplamış pervasızca kalbime. Sevgi senin neyine ? Sevda senin neyine ? Hadi şimdi yüzsüz fahişe, dikkat çekici playboy dergilerinde, kapak yüzü ol sende.

——————————————————————————-

Hayatımda ilk defa batakta “King” yaparken farkettim ki, en küçük kozum bile senin sevginden de etkiliymiş. İşte o zaman karşı taraftaki aşkın üzerini “Çiz” dedim ve hesabı sana kitledim. Kusura bakma güzelim 😉

——————————————————————————-

Hayat bir oyunsa hiç bir zaman esneme, “vur ası tutma yası” kuralı her zaman seni ileri götürür 😉

——————————————————————————-

Bugün okumaya başladığım masal yine hüsranla biter mi? Yoksa gerçekten mutluluğu masalların sonundaki gibi yakalayabilir miyim? Pamuk Prenses’i öperek uyandırabilir miyim?

——————————————————————————-

Mümkünse açmayalım gözlerimizi bir süre, bir süre yabancı ve yalancı mutlulukları çıkaralım hayatımızdan. İnan bana gözlerimizi açtığımızda bize karışan kimse olmayacaktır. Çünkü onları görmezlikten gelmek bize çok şey kazandıracaktır.

——————————————————————————-

Unutmak için yürüdüğüm yollar, bir bir üzerini çizdiğim kızlar gibi olmuş, hepsi kirli, hepsi delik deşik…

——————————————————————————-

Bunlar nedir diyenler buraya bakabilir. O konuda gerekli açıklama yapılmıştır.

Ben Sende Seni Sevdim…

İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
Kaplı yolları
İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda

Ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurları
Mor kanatlı turnaları yar…

Ben sende rüzgarı sevdim
Alıp götüren yılları
Saklı kalan umutları yar…

Ne yeminler bozdum
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum
Yıllar geçerken sitemsiz
Ne yeminler bozdum
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül

Ben sende yolları sevdim
Yüreğinden gelip geçen
Sevda yüklü katarları yar…

Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzümü
Yahut dokunurken sessiz yar…

———————————————————

Ne güzel bir şarkıymış dimi 🙂 Ne yeminler bozmuştum bende, ama napalımi hayat her zaman kahpe!!!

Kısa Kısa Düşsel Yazımlar

Bunlar not defterine kaydedilmiş ve kimisi açığa çıkmış düşsel yazılarımdır, dahası şiir tadında bir mutluluk bazen bir üzüntü ve keder. Kimi zaman rakı masasında telefonun taslaklarına kaydedilmiş yazılardır. Belki size saçma gelebilir bunlar ancak ben o anda ki ruh halimle yazdığım için pek takmıyorum kafama 🙂

Anlamı ve değeri olmayan kelimeler hiç olmadı hayatımda,
Sadece küçük sebepler aradım durdum ben.
Mutlu olmak ve bu duyguyu yaşamak için.

Geldi kalbime bir ışık vurdu ve aldı götürdü beni buralardan.
Aradığım belki küçük sebep buydu.
Neydi senin adın küçük sebep.
Aşk mı?
yoksa Sevgi mi?

Seç birini küçük sebep.
Ya “AŞK” olacaksın bir süre sonra biteceksin.
Ya da “SEVGi” olup hep yanımda kalacaksın.

——————————————————————————-

Bu geceme Dolunay vurmadı hiç,
Yakışmadı sarhoşluk canıma kaynamadı hiç,
Sebepsiz yakarışlar yaramadı hiç…
Senin içtim şerefsiz bir piç…

Acılara vurmak istemezken kadehleri
Severek içmek varken en güzel geceleri
Acıya atıp giden şerefsizleri
Unutmak istemedi kalbim terkedilip gidenleri

İbocan derki bu şiirler terkedilenlere yazılır
Sebepsiz terkedenler kalplere yazılır
Günü gelir divan kurulur deftere yazılır
Acı verenden hesap elbet sorulur…

——————————————————————————-

Şimdiki yazımı ise yazdığımı hayal olarak hatırlıyorum. Geçenlerde çok sarhoş olduğum bir gece yazdığım düşünüyorum ki tarihde onu gösteriyor 🙂 Şimdilik 3 tanesi yeterli olsa iyidir. Devamı gelecek

Dönerken alevleri etrafımda kızıl çemberin, acıya göğüs germek ister yüreğim. Ya sen geleceksin bu kalbe küçük meleğim, yada bir büyüğü bu meleğin. Adını Azrail koyduğun o diğer melek ise gelecek boş ver hiç gelmesin. Acılar bana hiç uğramasın. Azrail hep alacaklı olsun bu canı benden, veremem ona daha fazla kendimden. Lanet olsun derken kalbimi sökenlere, perişan edenlere söylemek istediğim çok şey olurken aslında. Sevebilecekleri en adi kalpleri sevsinler derim.

Alaşehirde Yangın

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bugün yani 16 Haziran 2010 Çarşamba günü saat 15:00 sularında Hacıbey Mahallesi Osmaniye mevkiindeki tepelerde çıkan yangın Alaşehir İtfaiyesi, Alaşehir Orman Yangın Ekibi ve mahalle halkınında gayretleri ile saat 16:30 civarında kontrol altına alındı. Yangın rüzgarında etkisiyle kısa süre içerisinde yayılırken halkı endişeye düşüren sebep ise tepelerdeki ekili alanlara yangının sıçraması tehlikesi veya ters rüzgar ile yangının mahalledeki evlere sıçrama tehlikesiydi. Yangın şu an için söndürülmüş durumda. Yangının çıkış nedenini ise şu an için bilemiyorum. Kısa süre sonra sebebi açıklanır diye umut ediyorum.